26 Ağustos 2017 Cumartesi

SA4784/DB98: Breaking the Silence - Sessizliği Kırmak: İsrailli Kadın Askerlerin İtirafları-İtiraf 49-50

“Bizimle gönül birliği bulunan, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te Eylül 2000 tarihinden itibaren görev yapmış askerlerin itiraflarını topluyor ve yayınlıyoruz.” 
Taciz, Yağma, Aşağılama, Dayak, İşkence, Özel Mülklere Verilen Zararlar…

“Bu, ayrıca var olan gerçekliği bildiği halde inkar eden inatçı çoğunluğa karşı da bir dik duruş. Bu, İsrail toplumuna ve liderlerine, çalışmalarımızın sonuçlarını değerlendirmek için acil bir çağrı.”

Kadın Askerlerin İtirafları- Women Soldiers Testimonies

İtiraf 49

İsim: *** | Rütbe: Çavuş | Birim: Sachlav | Yer: Hebron

Bu küçük saçmalar atan oyuncak tabancalar var hani bilir misiniz? Gerçekten canınızı yakan bu plastik saçmaları atanlar? Askerler bir çocuğu çağırır, yüzüne bir silah doğrultur ve: Bana o tabancadan getir derlerdi. İstemek değil emrederlerdi. Çocuklar da bunlardan getirirdi. Çocuğa 15 şekel verirdin, mutlu olur ve sana böyle bir tabanca verirdi. 100 saçmalık bir poşet 3 şekel ediyordu. Bölükte bu tabancalardan bir sürü vardı. Çocukların bunu bizim için satın alması oldukça aptalcaydı çünkü askerlerden birçoğu onları çocuklar üzerinde kullanırdı. Nöbetçi olarak oturursun ve- pat - bir çocuk vur, pat - bir çocuk vur. 

Bu saçmalarla mı?

Evet. Gerçekten acıtırlardı. Kötü-kötü-kötü. Bölükte yasaklanana kadar bu böyle devam etti. Bir keresinde birisinin şakayla böyle bir kaç saçmayla bir çocuğu vurduğu bir olay vardı. Çocuğa seslenerek, bu oyuncak tabancayı başına dayadılar ve bu iki asker böyle fotoğraf çektirdiler. Sonra biraz zaman geçti ve görevdeydik, çocukla şakalaşan adamla nöbetteydik ve birdenbire bu "cadı" çıka geldi, gerçekten tanınmış bir Filistin muhabiri. Ona sesleniyordu, (askerin) adını nereden öğrenmişti bilemiyorum. Ona sesleniyor ve onun Arap çocuğun başına tabancayı dayadığı resmi gösteriyordu. 

"Bunu nereye götüreyim? Yediot veya Ma'ariv? Haaretz? BBC? " Bu şekilde bu resimlerle gitti. Ve bölüğe geri döndük, onu içeri attıracağına çok üzülüyorduk. Hapis falan filan. Bu bir oyuncak silahtı ve o hapse gireceğine emindi. Komutana bu konuyu anlattı. Böylece muhabir için özel bir devriye çıkardılar ve onu Hebron'da aramaya başladılar. O da salak değildi ve bence resimler için para almıştı. Çünkü resimlerle birlikte döndüler ve o onlara asla vermezdi. Resimler için para verdiler sanırım. Öyle sanıyorum. Onları teslim ettiğini söylediler. 

Ama kuşkusuz onu dövemezlerdi, yaygaracıydı, sadece o resimleri almak için, neden onları teslim etmişti ki? Orada bir altın madeni vardı. Bana garip geliyor, sadece teslim etmişti. Belki de onu tehdit ettiler. Hiçbir fikrim yok, ancak resimlerle geri döndüler ve bize gösterdiği tüm resimlerle birlikte, herhangi bir yerde basılmadı. Onlara sadece bir kısmını vermedi. Basılmadı.

Ve resimler bölüğünüzde elden ele dolaştı?

Hayır. O gün yok edildiler.

Bölük komutanı ne söyledi?

Ordu sözcüsünün kulağına giderse, işimiz biter. Bölük komutanı böyle söyledi. 

***

İtiraf 50

İsim: *** | Rütbe: Baş Çavuş | Birim: Sınır Devriyesi | Yer: Genel

Sınır Devriyesini iki buçuk yıl sonra terk ettiğinizde nasıl hissediyorsunuz?

Sanırım, bir sürü suçluluk hissediyorum. Çünkü bütün gün bunu yapamayacağımı söyleyerek devam edebilirim, oradaki zihniyet bu ve aslında yıllardır değişmemiş aslında Sınır Devriyesi’ni bilen herkes neden bahsettiğimi anlar. Yani Sınır devriyesi diyorsunuz insanlar şöyle oluyor, vay canına orada neler oluyor? Bir adam vardı... İnsanlar bana bunun o kadar aşırı olduğunu hiç düşünmediklerini söylüyorlar. Eminim çok aşırı öyküler anlatılmıyor, çünkü satıcıların tezgahlarını çöpe atma hakkında birçok hikaye vardır ve bunların gerçek hikayeler olduğunu biliyorum. 

(...) Yine, bundan nasıl kurtuldum? Hiçbir şey yapamıyor olduğumuza dair suçluluk duygusu var. Yanlış olduğunu bildiğiniz bir şeylere tanık oluyor ve kendi kendinize yapabileceğiniz bir şey olmadığını tekrarlayıp dursanız bile, böyle binlerce durum var hatta zorunlu taciz değil, çünkü bir taraftan Filistin halkı bize yaptıkları her şeyin intikamı için tacize uğradı diğer yandan nöbet görevi gerçekten ihmal edildi. 

Ülkenizi savunmak istiyorsanız, işinizi yapın. Filistinlileri döveceğinize, nöbet görevinizi düzgün yapsanız iyi edersiniz. Uyumak ya da humus yemek için kaytarmayın. Bu, adaletsizliğin asıl farkındalığıdır ve gerçekte, askerler, eğer bu alanlar zorla başlamak için sorunlu bir gücün elinde olmazsa, engellenebilecek terörist saldırılar olduğundan emindim. 

Görev başında suçlu hissettin mi?

Evet ve hayır. Sanırım suçluluk duygusu belirli bir oranda vardı, ancak çok fazla bilinçli olmak için yeterli değil. Şimdi ardımda kalan bu çaresizlik duygusunun farkındaydım. Sanırım esas olarak bu hayatta kalmaktı. İyi bir arkadaşımın söylediği gibi, başından beri benimleydi, kendimize bakmakla çok meşgul olduğumuzu, başkalarına dikkat etmemiz için vaktimizin kalmadığını söylerdi. 

Ne demek istiyorsun?

Başka bir bağlamda, kızların bu durumda hayatta kalmaya çalıştığı söyleniyordu. Benim birimimde yine atmosfer cinsiyetçi açıdan çok sorunluydu. 

Cinsiyetçilik de vardı?

Evet. Özellikle atandığım ilk birimde.

'Hayatta kalmak' demekle ne demek istiyorsun?

Bu çok şey demek. Yine, değişir. Her birim, her bölük, sınır devriyesinin belli bir üne sahip olmasına rağmen her bir birimin farklı olduğu açıktır. İçinde bulunduğum ilk birimde, bacaklarının çevik olması gerektiğini söylediler. Mutlaka her birim böyle değildi. Bazılarında, kızlar iyi iş çıkardılar, inkar etmiyorum. Ama aynı zamanda çok cinsiyetçi bir atmosfer vardı ve bu çok ağırdı. Demek istediğim evet, bu doğru, Sınır Devriye’nin yıllardır kız savaşçıları oldu ama aynı zamanda çok cinsiyetçi, çok sorunlu bir atmosfer var. 

Şunu yineliyorum ben üste sahadan çok daha fazla mücadele etmek zorunda kaldım ve pek çok bakımdan aynıymış gibi. Kendimi korumak zorunda olduğum sürede başkalarını korumak için çok fazla enerjim kalmamıştı. Ama saplandı kaldı. Demek istediğim, anılar bir dereceye kadar saplanıp kalıyor işte. Bir sürü şeyi bastırdığımı biliyorum, çocukluktan liseye, isimlerden, her şeye kadar, her şeyi çok özel olarak hatırlarım. Bununla birlikte, orduda tanıdığım bir sürü insanın adını hatırlamıyorum, bir yıl boyunca yanımda olan operasyon bölüğünde olanların bile bazılarının adını hatırlamıyorum. 

Ve hatırladığım birçok olayı sadece belli belirsiz veya kısmen biliyorum, bir sürü şey bulanık. Bu yüzden, bir şekilde çabaladığımın farkındayım, unutmayı tercih ettim. Bu hatırlamak istediğiniz bir şey değil. Sonra yavaş yavaş... Ordudan yeni çıktığım ilk etapta esas olarak: Ben çıktım, oradan ayrıldım ve kazanmalarına izin vermedim. Sürekli olarak bana göstermeye çalıştıkları üstesinden gelemediğim hissine kapılıp kalmadım... 

Muhtemelen yeniden görevlendirilmenin bir şeyleri değiştireceğini düşünüyorsam, sadece düşünmüş olurdum, ancak bu gerçekliği değiştirmezdi. Yine de, bu beni rahatsız eden bir şey, bunlar şu ki, bu şeylerin bu güne kadar devam ettiğini biliyorum. Ve bunu yapan bir polis memuru veya bunu yapan bir kadın sınır devriyesini her duyduğunuzda oradaki olayların belki yüzde biri veya yüzde onudur. Bir televizyon ekibi gelip sizi filme alıp iyi film çıkardıysa, iyi, harika, öğrendiniz. Ama her şeyden önce, bu neyi değiştirir bilmiyorum. 

Öğrendiniz, tamam, o zaman bu ikisi cezalandırılacak. Demek istediğim, o mürettebat orada olduktan sonra, şirketimizde bazı deli depremler yaşanmış gibi şeyler değişti. Sonuçta dikkat etmemiz ve filme çekilmememiz söylendi. Pek bir şeyin değişmediğini bilmeme rağmen, suçluluk duygusu var. 



Derya Beyaz, 26.08.2016,Sonsuz Ark, Çırak-Çevirmen Yazar, Çeviri
Orijinal Metin:






Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz

Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı