24 Ağustos 2017 Perşembe

SA4773/KY35-YTK211: Başladığı Yerde Bitecek

"İşte, bu kadar basmakalıp laf etseniz de benim gibi, onlarca sorunun cevabını merak etmekten kurtulamıyorsunuz yine de."


Başladığı yerde bitecek olan şey ne?

Her şey…

Böyle genel geçer laflar vardır. Kabuller. Söylenince “vay be” dedirten. Oysa her zaman geçerli değildir. İnsanoğlunun macerası değil mi önünde sonunda bütün maceraların aslı, özü. Ve insanoğlunun macerası başladığı yerde mi bitiyor? Hemen hemen hiç öyle olmuyor.

Ama yine de bu basmakalıp sözü bu köşe yazısına uygun buluyorum. Bahsettiğim şey yaşamakta olduğumuz bazı sıkıntıların ta kendisi. Bölgesel meseleler, Kürt meselesi, terörle mücadele gibi olanlar.

Bütün bunların başımızı her yıl daha fazla ağrıtmasına neden olan Suriye’deki gelişmelerdi. Aradan geçen yaklaşık altı buçuk yılın sonunda iç savaş bir düzene girme eğiliminde. Tahmin edildiği gibi Deaş büyük oranda bir hayalet örgüte dönüştü ve hızla çekiliyor, kayboluyor. Belli merkezlerde direnişini sürdürüyor veya oralara yığınak yapıyor ama nihayetinde denklemin en önemli verisiyken her ay daha az önemli veri haline dönüşüyor. Bunun anlamı Deaş veya yarın başka isimle devamı olabilecek olanların yok olması değil. Başka ülkelerde yeniden boy gösterebilir ciddi olarak. Veya Avrupa başkentlerinden dünyanın her köşesine can yakmaya, kendini belli etmeye devam da edebilir, ki bu en güçlü ihtimal. Ama Suriye meselesinde kapladığı yer hacim alan ve ağırlık gittikçe azalıyor belli ki.

Peki şimdi ne olacak?

Klasik, başka bir basmakalıp cümlecikle devam edelim; “Masa kurulacak.”

O masada kimler yer alacak? Kimler sandalyede oturuyor olacak?

Kimler Ortadoğu’ya dair söylenen ‘sandalyede değilseniz, dikkatli bakın belki menüdesinizdir’ uyarısının muhatabı olacak?

Kimler sandalyede olmakla menüde olmak arasında kıyasıya mücadeleden sağ çıkacak?

Sandalyelerin boyları, masaya uzanma kabiliyetleri, yakınlıkları asıl belirlenecek?

Yeni bir Ortadoğu için Suriye’deki yeni dönem bir işaret fişeği, bir yol gösterici, bir zorunlu çizelge olacak mı?

Henüz bilemiyoruz.

Ama olup bitenlerin yeni şeyleri zorladığı da ortada.

Suudi Arabistan İran arasında Iraklı yetkililer, dini otoriteler üzerinden de olsa, zayıf da olsa bir yakınlaşma mesela Suriye meselesinden bağımsız mıdır?

Mısır’ı bugünkü haliyle konuşlandırmak için yapılan çabaların karşılığı yaklaştığı varsayılan ‘yeni dönem’de de aynı şekilde sürecek mi? O darbeye selam veren ve maddi yardımda bulunmaktan hiç çekinmeyen ülkeler şimdi Mısır’la aynı tarafta mı kalacak yoksa onların da aralarına bir çizgi mi çekiliyor belli belirsiz, yavaş yavaş…

Çin Cibuti’deki üsse on bin asker yollayacağını açıklarken şaka yapmıyor muhtemelen. Cibuti’nin haritadaki yerine bakarsanız Körfez çıkışında, şu koca coğrafyanın en kritik köşelerinden birinde olduğunu görürsünüz.

Kıbrıs görüşmelerindeki çözümsüz bekleyişin yeniden ve şaşırtmayan uzaması, Ankara-Tel Aviv arasında başlayan normalleşmenin artacağına dair sinyallerin çoğalması, Suriye’nin parçalanmaması için yapılacaklar listesinin Anadolu’yu ilgilendiren maddeleri hepsi birbirine bağlanıp gidiyor şimdilik.

Her şey birbirine bağlı ama bunu görmek her zaman kolay olmuyor.

Kimin kimle niye barıştığı veya kavga ettiği sahnedeki oyunlara bakarak anlaşılamıyor kolayca.

Şimdi Suriye’de yeni dönem başlarken sadece bir ülkenin parçalanıp parçalanmayacağı, sadece askeri üsler, sadece çatışmaların sonlandırılma biçimi, sadece ittifaklar ve yeni düşmanlıklar sadece müstakbel petrol ve doğalgaz haritalarındaki değişiklikler ya da anlaşmaları anlamak yetmiyor.

Aynı ülkede “Fırat’ın doğusu diye tanımladığımız bölge ne olacak” derken “Fırat’ın batısı ne oldu?” ve her ne olduysa bunun bize kaybettirebilecekleri ile kazandırdığı zamanı nasıl kullanacağımız da ciddi bir mesele olarak yukarıda saydığımız her şeyle iç içe, sıkı sıkıya bağlantılı, bağlı, kördüğüm haline dönüşüveriyor işte.

İşte, bu kadar basmakalıp laf etseniz de benim gibi, onlarca sorunun cevabını merak etmekten kurtulamıyorsunuz yine de.



Yaşar Taşkın Koç, 24.08.2017, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Ankara'nın Ruhu

Yaşar Taşkın Koç Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: Yaşar Taşkın Koç Beyefendi'nin yazılarının yayınlanması için onayı alınmıştır. Seçkin Deniz, 16.07.2015


İlk yayınladığı yer: Yeni Şafak




Sonsuz Ark'tan


  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı