19 Ağustos 2017 Cumartesi

SA4753/DB96: Breaking the Silence - Sessizliği Kırmak: İsrailli Kadın Askerlerin İtirafları-İtiraf 46-48

“Bizimle gönül birliği bulunan, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te Eylül 2000 tarihinden itibaren görev yapmış askerlerin itiraflarını topluyor ve yayınlıyoruz.” 
Taciz, Yağma, Aşağılama, Dayak, İşkence, Özel Mülklere Verilen Zararlar…

“Bu, ayrıca var olan gerçekliği bildiği halde inkar eden inatçı çoğunluğa karşı da bir dik duruş. Bu, İsrail toplumuna ve liderlerine, çalışmalarımızın sonuçlarını değerlendirmek için acil bir çağrı.”

Kadın Askerlerin İtirafları- Women Soldiers Testimonies

İtiraf 46

İsim: *** | Rütbe: Çavuş | Birim: Sınır Devriyesi | Yer: Gazze Şeridi

Bir keresinde askerleri “Kültür Pazar’ı” denen bir Pazar günü bir oyun izlemek için tiyatroya götürmüştüm. Heyecan vericiydi. Farklı yerlerden, kırsal alanlardan çocuklar vardı, "Habima" ya (İsrail ulusal tiyatrosu)  ilk ziyaretleriydi. Ve çok hoştu, kendimi çok iyi hissetmiştim. Gerçekten iyi, sonra da açık kamyonla, arkadan açık demek istiyorum, Kisufim Kontrol Noktasına (Gazze Şeridi'ne) döndük.  


Geri döndüğümüzde Habimah Tiyatrosu'ndan Gazze ve kontrol noktasına geçtiğimiz dakikalar başka bir dünyaya girmek gibiydi. Onlar kısa sürede değiştiler. Arabaları, vagonları ve eşekleri ile yol kenarında yürüyen bazı Filistinliler vardı. Kamyondaki devriyeler oradaki bu yiyecek sandıklarını aldılar ve Filistinlilere atmaya başladılar. İşgal altındaki topraklarda en şok edici tecrübemdi. 

Onları nasıl gördünüz?

Onların yanında o kamyonun arkasında oturuyordum. Bir subay önde oturuyordu. Kabin ve geri kalan bölümde başka bir subayın olup olmadığını hatırlamıyorum. Çılgına dönmüştüm, onlara bağırmıştım: Ne yapıyorsunuz ?! Az önce medeni bir şey izledik, neyiniz var sizin? Onlar sadece güldüler ve yerime oturmam için beni zorladılar. Otur. Subayın dikkatini çekmek için kabine vurdum. Durmasını istedim. Subay bana “müdahale etme” der gibi 'sessiz ol”mamı söyledi. Neler olup bittiği hakkında bağırdım, bağırdım: Araplara sebze atıyorlar, dur. Kamyonu durdurmadılar, onlar aldırmadı, hiçbir şey yapmadılar. Subay inmedi, hiçbir şey olmadı. Çocuklar bunu bütün yol boyunca yapmaya devam ettiler. Süzme peynir, çürümüş sebzeler atıyorlardı. 

Üsse döndüğümde son derece üzgündüm. Hemen olup olmadığını hatırlamıyorum ancak daha sonra, bir noktada birlik komutanıyla bir konuşma yaptım. Sanırım binbaşı veya yarbaydı, bilmiyorum. Şaşırmış gözükmüyordu: "Unut gitsin" Ve orada diğer insanlarla konuştum ve kimse ...  Herkes beni susturmaya çalıştı bir şekilde. Konuyla ilgili yeni bir haftalık rapor yazdım ve kimse bunu kabul etmedi. Hiçbir komutan almak istemedi. Ben de bunu üstüme ve Güney Komutanlığından subaylar geldi ve ben de onlara söyledim ve akabinde subay eğitimlerine alınmadım. Bir hafta içinde. Neler döndü orada bilmiyorum. Dışlanmış hissettim.  

Bu fırtınadan sonra, bunu konuşmaya çalıştığımda hatırlıyorum tüm komutanlar ve kimse raporumu istemedi, hiç biri dikkatini vermedi. Fazla zaman kalmamıştı ama gerçekten benden kaçındılar. Güneyden gelen subaylar da öyle. Göz ardı ettiler.

Hala durmadınız.

Hayır hayır. Şey, biraz sakin olmak gibiydi. Basına gitmemiş ve birine söylememiştim. Ama Güney Komutanlığından memurlar geldiğinde, bunlar asker eğiten insanlar. Benim 'ana üslerimden' olduklarını hissettim. Aralarında Güneydeki eğitim kolordu faaliyetlerinden sorumlu bir kişi de vardı. Bu yüzden onlara onlara söyledim, kendisine ve bütün ekibine söyledim. Sonra otoriteyi bozuyormuşum gibi hissettim, öyle hissettirdiler bana, sanki haddimi aşıyormuşum gibi.

Yönetmelikte kime söylemeniz gerekiyordu?

Bilmiyorum ... Gerçekten zordu. Özellikle ben ne kadar küçük olduğumu fark ediyordum, ama büyük gibi de hissettim. Çok zordu. Tüm bu duygular var, yeni değildi, her Cumartesi gecesi evde ağlardım. 

Orada senin için ne zordu?

Onların erkek şovenizmi, kesintisiz aşağılanma, özellikle de bu iktidar oyunu. Her zaman, dünyadaki en zayıf, en garip yaratık olduğuma dair hislerim ve her zaman şikayet. 

***

İtiraf 47

İsim: *** | Rütbe: Çavuş Birim: Binyamin Bölgesel Tugayı | Yer: Binyamin Bölge Tugayı Merkezi

14 saatlik bir vardiyam bitti. Sabah oldu. Tugay Karargahında iz sürücülerimiz vardı. Biz onlara katıldık, çok havalıydılar, her zaman bizi alan turları için götürüyorlardı. Bir keresinde, onlardan biri şöyle dedi: Birlikte yola çıkalım. Bu yüzden, sadece İsrail otomobillerine izin verilen bir yol boyunca devriye gezmeye başladık. Bu da oradaki bütün zamanım boyunca göz ardı ettiğim muhteşem bir şeydi. 

Yahudiler ve Yahudi olmayanlar için yollar. Sadece Filistinliler için.

Kabullendiniz yani?

Evet, bana makul göründü.

Bunun makul olmadığını ne zaman fark ettiniz?

Ordudan ayrıldıktan sonra üniversitede. Büyüdüğümde. Ordu hizmetiniz sırasında bambaşka bir insan olmanız inanılmaz, size ne yapacağınız söylendiğinde meraklı siyasi bir yeterliğe sahip olsanız bile şüphe duymuyorsunuz. Bu her zaman için çok mantıklı görünüyordu. Neden olmasın? Korku var. Bunun ne kadar korkunç olduğunu bilmiyordum, ama öyle olduğunu düşündüm, önemli güvenlik tedbiri olduğunu. 

Her neyse, biz sadece bu Yahudi yolu boyunca sürüyorduk ve Filistinli bir kamyon, meyve ve sebzelerle dolu halde geçti. Ve izci- bakın bu iz sürücüler havalı oldukları kadar maço da oluyor- cipinde bir kız da olduğu için “Şu adamı tutukluyorum”. Neden diye sordum, “”Bu yoldan geçemez”. Onu durdurduk. Sen de gel, cipten in. Dedim, neden? Ben bu işte yokum. Dedi ki, çık dışarı, tamam. 

Sakin bir noktadayız. Biz dışarı çıktık. Kamyonda meyve ve sebzeler vardı. Görüyoruz ki (şoför) meyve satıcısı. Kapıya ulaştık, açtı. Babam yaşında hatta, yaşlı bir adam. Çıkıyor, soluyor, bir torba tutuyor – sanırım Üzüm veya portakaldı. Hiçbir şey söylemedi, sadece 'al, al,' İbranice. Bize uzatıyor. Orada dikiliyorum, ben… 

Diyor ki: Lütfen, sadece al. Bizi sakinleştirmek için rüşvet vermek istiyordu. Buna dayanamadım. Bu arada izci, kimliğini istedi. Adam titriyordu. Tir tir. Jeep'e geri koştum. Ona dedim ki: Ben yapamam… Bugün düşündüğümde bile kendimi hasta hissediyorum. Yani, orada hiçbir şey olmamıştı. İzci gitmesine izin verdi, benim tepkimi fark etmişti izci, o yüzden sakinleşip hemen serbest bırakmıştı. Bu yolda sürmemesi gerektiğini söyledi. Fark etmişti… 

Aklımdaki tek şey babam yaşındaki bu adamın benden üzerimde üniforma olduğu için korkmuş olmasıydı, askeri bir araçtaydım, ve ona zarar vermeyelim diye geçiminden vazgeçmeye hazırdı. Mesela, ne yapabilirdik? Ama görünüşe göre o çok iyi biliyordu, o yüzden üzülmüştü. Bu beni uzun yıllar boyunca takip etti. Ve bu hiçbir şey değil. 

Sonuçta biz ona vurmadık veya başka bir şey yapmadık. Ama benim için oldukça anlamlıydı. Yüzüme inen bir tokat gibiydi benim için. Gerçekten.

***

İtiraf 48

İsim: *** | Rütbe: Baş Çavuş | Birim: Sınır Devriyesi | Yer: Dikiş Bölgesi

Bu çocuklar plastik poşetleri ile (Filistinli çocuklar İsrail'e girmeye çalışıyorlar) Umm al-Fahm civarında satılık oyuncak torbaları ve çeşitli aksesuarlar ile) askerler her zaman eşyalarını çantalarından çalarlar. "Hadi, çantayı boşaltın." Şimdi, çantaların içinde ne olduğunu biliyoruz. Tamam. Bunun güvenlik prosedürü olduğunu söyleyebilirsiniz. Bu poşetlerle kaçakçılık yapabilirler. "Tamam, çantaları boşaltın. Ah çok iyi pile ihtiyacım vardı.” 

Ve alırlar. Ne varsa. 

Başka ne alırlardı?

Oyuncaklar, piller, orada buldukları her şeyi. Küçük şeyler.

Para? Sigara?

Evet, sigaralar. Eminim para, evet. Ancak belirli olayları hatırlamıyorum. Ayrıca, onlar kesinlikle bu şeyler için ödeme yapmadı. TV Kanalı 2'nin bu civara gelip bazı personelin bunu yaparken filmini çektiği bir olay vardı. Böylece birim komutanı merkezde  bizi, tüm birimi azarladı. Dedi ki: "Nasıl düşünemediniz? Muhtemelen görülemeyeceğini mi zannediyorsunuz? " Nasıl yapabildiklerini değil de görülmeyeceklerini zannetmelerine kızmıştı.
(…)

Ve sonra her zamanki gibi işe geri mi döndüler?

Evet, yakalanan devriye, bölge komutanı tarafından soruşturuldu  ve çocuklar cezalandırıldı, ama gerçekten değil ...

Nasıl yani?

Biri daha iyi bir birime atandı, elbette "korkunç bir ceza" ... Ve diğer adam, profesyonel ordudan, yaklaşık bir ay görevden alınmıştı. Bu az ya da çok, cezalarının kapsamıydı ve çok yakında her şey normale döndü, anlamı tokatlamak, vurmak, aşağılamak ve taciz etmek tamamen haklıydı.



Derya Beyaz, 19.08.2016,Sonsuz Ark, Çırak-Çevirmen Yazar,Çeviri
Orijinal Metin:






Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz

Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı