19 Ağustos 2017 Cumartesi

SA4751/KY64-ZTK3: Ortadoğu'nun Bir Sonraki Savaşı

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki metin bir analiz değildir, tam aksine yapılacak analizleri yönlendiren ve nasıl olması gerektiğine dair çerçeve belirleyen âmir bir metindir; yani Alman ve Avrupa Medyasına, düşünce kuruluşlarına ve Türkiye gibi hedef ülkelerdeki yerli işbirlikçilerine bir tür stratejik hedef gösterme amacını taşımaktadır ve neocon Amerikan medyası ile aynı sürece hizmet etmektedir. Bu Stratejik hedef de son gelişmeler dikkate alındığında, başlıkta da görüleceği gibi İran-Irak-Arabistan ve Türkiye'nin dahil olacağı müslümanlar için bir yok oluş savaşını sağlamak. Fisher'in Katar krizini nasıl değerlendiğini görecek, Almanya ve Avrupa Birliği ülkelerinin Kuzey Irak hükümetine neden ağır silah ve uzman askerlerle destek verdiğini, ABD'nin YPG'ye açıkça 1000 tırdan daha fazla ağır silah ve savaş aracı gönderdiğini, YPG unsurlarının ABD'li ve Avrupalı paralı askerlerle desteklendiğini, ABD'nin NATO müttefiki Türkiye'yi umursamadan askeri üsler ve YPG orduları oluşturup eğittiğini, Trump'ın Obama dönemi politikaları aynen devam ettirdiğini, , onlara göre müslümanlar arasında topyekun bir savaşı başlatamayan DAEŞ'in neden bitirilmemesi gerektiğini net bir şekilde değerlendireceksiniz. Bu savaş planının farkına varılması ile birlikte, aynı şekilde İran Genelkurmay başkanının Türkiye'nin daveti ile geldiği Ankara'da yaptığı görüşmelerin, Kuveyt Savunma Bakanı'nın Ankara ziyaretinin ve Suudi Arabistan'ın Türkiye'nin etkili stratejileriyle şiddeti düşen Katar Krizi sonrası Irak'la başlattığı diplomatik ilişkilerin, Haçlı Birliğine karşı Müslüman Birliği'nin oluşmasına yönelik adımlar olduğunu anlayacaksınız. Batı tarafından güçlendirilen Peşmerge ordusu'nun komutanı Barzani'nin Bağımsızlık referandumu'nun ertelenmesine yönelik Irak Hükümeti'ne sunduğu dört temel şartın makul olduğunu anlayacak ve aslında çok şeyin değiştiğini görerek geleceği daha iyi okuyabileceksiniz. Düğüm Barzani'nin bağımsızlık referandumu olarak ortada durmaktadır. Türkiye, İran, Irak ve Arabistan'ın amacı Ortadoğu'da bir daha savaş olmaması için çabalamak, bu anlamda Rusya'nın da işin içinde olduğu Batı'nın planlarını işlevsiz hâle getirmektir.
Seçkin Deniz, 19.08.2017

The Middle East’s Next War

Musul’un geri alınmasıyla İslam Devleti (IŞİD) kısa bir sürede tarih olabilirdi. Ama IŞİD’in yenilgiye uğratılması ve kendi kendini hilafet eden yapının çöküşü Ortadoğu’ya barış getirmeyeceği gibi Suriye trajedisini de sona erdirmeyecek. Aksine bunun, bölgenin kanlı ve kaotik tarihinde yeni bir fasıl açması çok daha muhtemel; hem de Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasından bu yana yaşanmış eski fasılların daha tehlikelisi…

Bu şiddet döngüsünün devam etmesi neredeyse kesin gibi; zira bölge, iç çatışmalarını kendi kendine çözmekten veya barış için dayanıklı bir çerçeve üretmekten hala daha aciz olup 19. ve 20. yüzyıllar arasında bir yerlere takılıp kalmış durumda.


Ortadoğu’nun acılarında Batılı güçler hiç de suçsuz sayılmaz. (…) [Z.T.K. Batı’nın suçlarını anlatan kısımları bilindik olduğundan atladım.]

İslam Devleti’nin çöküşünden sonra Ortadoğu tarihinin yeni faslı, Sünni Suudi Arabistan ile Şii İran’ın bölgesel hâkimiyet için verecekleri açık ve doğrudan çatışmayla belirlenecek. Şimdiye kadar uzun süredir için için yanan bu çatışma, örtülü bir şekilde ve ekseriyetle vekil güçler üzerinden yürütülmüştü. Bölgede aktif iki küresel güçten ABD Suudi Arabistan’ın ve Rusya İran’ın safında durmak suretiyle bu çatışmadaki konumlarını çoktan açıkça belirlemiş durumdalar.

Mevcut “terörle savaş”ın yerini giderek bu hegemonya çatışması alacak. Suudi Arabistan’la dört Sünni müttefikinin –kısmen Doha’nın İran’la yakın ilişkileri nedeniyle– Katar’ı tecrit altına almasıyla birlikte bu çatışma, bölgenin tam da merkezi olan Körfez bölgesinde ilk muhtemel taşma noktasına ulaştı.

İran’la herhangi bir doğrudan çatışma, hiç şüphesiz geçmişteki tüm Ortadoğu savaşlarını açık ara geride bırakarak bölgeyi ateşe verecek. Dahası, Suriye’nin için için yanmaya devam etmesi ve Irak’ın mezhepçi iktidar mücadelesiyle zayıflaması yüzünden IŞİD’in veya onun halefi olacak örgütün faaliyetlerini sürdürmesi muhtemel görünüyor.

Diğer bir istikrarsızlaştırıcı faktör, “Kürt meselesi”nin yeniden açılması. Devletsiz bir halk olan Kürtler, IŞİD’e karşı güvenilir bir müttefik olduklarını ispatladılar ve bu yeni siyasi ve askeri nüfuzlarını özerkliğe veya hatta bağımsız bir devlete erişmek için kullanmak istiyorlar. Bundan etkilenecek en başta Türkiye ve ayrıca Suriye, Irak ve İran için sözkonusu mesele, toprak bütünlüklerini etkileyeceğinden muhtemel bir savaş nedeni.

Bu çözülmemiş sorunlar yumağını ve İran ile Suudi Arabistan arasındaki hegemonya çatışmasının tırmanmasını dikkate alırsak, bölge tarihinde önümüzdeki fasıl, barıştan başka her şeyi vaat ediyor. 

Evet, ABD, Irak felaketinden Ortadoğu’da bir kara savaşını kazanamayacağını anlamış olabilir, hem de muazzam askeri güç üstünlüğüne rağmen. Başkan Obama Amerikan birliklerini bölgeden geri çekmeye çalıştı, ama siyasi ve askeri olarak bunu başarmanın zorluğunu da kanıtlamış oldu. Bu yüzden Suriye İç Savaşı’nda havadan dahi olsa bir askeri müdahaleyi reddederek –malum sonuçlarıyla– Rusya’ya hızlıca dolduracağı bir boşluk bıraktı.

Obama’nın halefi Donald Trump da seçim kampanyasında bölgeden geri çekilmeyi vaat etmişti. Ama başkanlık koltuğunu oturmasından bu yana Suriye’yi füzelerle vurdu, Suudi Arabistan ve müttefikleriyle çok daha kapsamlı taahhütlere girişti ve ABD’nin İran’a karşı çatışmacı söylemini tırmandırdı.

Aşikâr ki konu Ortadoğu olduğunda Trump’ın işleri kısa sürede öğrenmekten başka çaresi yok; zira bölge onun tam olarak öğrenip de işlere hâkim olmasını bekleyecek durumda değil. İyimser olmak için ortada hiçbir neden yok.

Joschka Fischer (Almanya eski dışişleri bakanı ve başbakan yardımcısı (1998-2005); Alman Yeşiller Partisi’nin kurucularından ve liderlerinden) Project Syndicate, 21.7.2017


Zahide Tuba Kor, 19.08.2017, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Türk Dış Politikası ve Ortadoğu Günlüğü, Çeviri 

Zahide Tuba Kor Yazıları




İlk Yayınlandığı Yer: Türk Dış Politikası ve Ortadoğu Günlüğü


Sonsuz Ark'ın Notu: Zahide Tuba Kor Hanımefendi'ye çevirilerini bizimle paylaşma nezaketini gösterdiği için teşekkür ederiz. Seçkin Deniz, 12.08.2017






Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı