18 Ağustos 2017 Cuma

SA4747/KY1-CÇ412: SEYLAB

"Çantasını düşürmüş", diyordu yaşlı kadın, "Çantasını düşürmüş.."


- Çantasını düşürmüş, dedi yaşlı kadın, kederli bir sesle.

- Ne dedin? Anlamadım, dedi yaşlı adam, merakını gizlemeden.

- Çantasını, dedim, dedi yaşlı kadın, kırıldığının anlaşılmasına çalışarak.. Anlaşılmayacak nesi var bunun?

- Yuvarlayarak konuşuyorsun? dedi yaşlı adam öfkesini içinde tutmaya çalışarak.

- Sen bugüne kadar neyi anladın ki? dedi yaşlı kadın omuzlarını silkerek.

- Kus! Kus içindekini, dedi yaşlı adam kadının içerlediğini, alındığını anlamasını umarak.

- İçimde kusacak bir şey yok.. sabahtan beri ne söylesem tekrarlatıyorsun, dedi yaşlı kadın. Kim bilsin aklın nerede?

- Çok şükür aklım başımda, dedi yaşlı adam, epey bir kızmıştı ve artık bu kızgınlığın anlaşılması için elinden geleni yapması gerektiğine karar verdi. 

- Şimdi söyle, dedi yaşlı adam, Yalnız tane tane, yuvarlamadan, ne olmuş?

- Çantasını düşürmüş, dedi tıpkı ilk söylediğindeki kederli ses tonuyla.

- Desene kimliğini daha neyi var neyi yok hepsi uçup gitti.. Nerede düşürmüş? dedi yaşlı adam tıpkı ilk duyup da anlamadığında sergilediği merakla.

- Defterdarlık'ta.. diye yanıtladı yaşlı kadın, özenle fiskos masası üzerindeki kahve fincanını alırken.

- Defterdarlık'ta, he.. dedi yaşlı adam.. Defterdarlık'ta..

- Defterdarlık'ta, diye yineledi yaşlı adamın söylediği sözcüğü.

- Ne olacak şimdi? dedi yaşlı adam..

Yaşlı kadın cevap vermek yerine omuz silkti. Eline aldığı boş kahve fincanından gözlerini ayırmayarak. Yaşlı adam sol eliyle sol dizini ağır ağır ovdu. Yüzünde belli belirsiz bir acı vardı.

- Yine bu sol ayağım, dedi yaşlı adam..

- Doktora git diyorum, gitmiyorsun, dedi yaşlı kadın.. 

- Doktor ne anlamış.. yaşlılık, dedi yaşlı adam öfkeyle karışık bir sitemle..

- Tabi, doktorlar ne anlar, bir sen anlarsın..

- Bak, dedi yaşlı adam dizini ovduğu elini çenesine kadar kaldırdı kendisine bakan yaşlı kadına sol elinin işaret parmağını sallayarak, Bak kadın, canım burnumda bir de sen başlama.

- Üstüme iyilik sağlık, dedi yaşlı kadın, Ben ne yaptım şimdi?

- Ters ters konuşuyorsun, dedi yaşlı adam havaya kaldırdığı elini indirerek.

- İşine gelmedi mi ters ters konuşmuş oluyorum.. hoş sanki benim üstümeymiş.. doktora gitme çek..

- Hah işte senin üstüne değil.. Defterdarlık'ta çanta düşür.. bak Defterdarlık ha.. dedi yaşlı adam..

- Evet, diye yanıtladı yaşlı kadın..

- Yahu senin Defterdarlık'ta işin ne? dedi yaşlı adam, olana inanmadığını duyumsatmaya çalışarak.

- Elbet bir işi varmış ki gitmiş, dedi yaşlı kadın, olana inandığını belli ederek.

- Sen çok zevzeksin kadın, biliyor musun?.. dedi yaşlı adam..

- Eh kırk yıldan fazla senin yanında durduğuma göre evet, dedi yaşlı kadın alay ederek..

- Yahu hiç mi fark etmiyorsun? dedi yaşlı adam gözlerini kadının gözlerine dikerek..

- Neyi fark etmiyor muyum? diye yanıtladı yaşlı kadın kaşlarını çatarak..

- Boşuna demiyorum işte.. yahu neredeyse hemen her iki yahut üç ayda bir bizimkinin başına böyle olay gelmiyor mu? dedi yaşlı adam öfkesinden yerinde duramayacak gibi bir tavırla.

- Nasıl bir olay? dedi yaşlı kadın kaşlarını çatmayı sürdürerek. Geri adım atmayacaktı. Yaşlı adamın ne demek istediğini anlamıştı anlamasına ve fakat anlamazlıkta diretecekti.

- Üç ay önceyi hatırla bakayım.. dedi yaşlı adam inatla..

- Öyle gizli kapaklı, örtülü konuşma, her olan şeyi aklımda nasıl tutayım, dedi yaşlı kadın boş fincanı evirip çevirirken. Tüm dikkati kahve fincanındaydı. Gerçekte öyle olmasa da yaşlı adamın öyle olduğunu sanması için gayret ederek.

- Gizli kapaklı bir şey yok.. ben sana dün akşam ne dedim? dedi yaşlı adam..

- Dün her günkü gibi o kadar çok şey söyledin ki..ne bileyim hangisini sorduğunu? dedi yaşlı kadın bıkkın bir ses tonuyla..

- Tabi.. kırk dereden su getirmek için, çalıyı çırpıyı dön dolaş bakalım.. dedi yaşlı adam içini çekti ve Deve kuşu gibi kafanı göm kuma, diye konuşmasını sürdürdü.

- Dün sabah kahvaltıya oturmadan önce tuvalete girerken söylenmeye başladın, belediyeye, sular idaresine, bina yöneticisine, oradan ta vilayete kadar saydırdın.. kahvaltıya oturdun domatese, salataya, yumurtaya, peynire, çaya, yağa-bala, reçele varıncaya kadar bahaneler sayıp döktün, kahvaltıdan sonra geçtin tv. karşısına tv. programlarına sayıp sövdün.. sonra,

- Sus.. sus yeter, dedi yaşlı adam. yeniden sol dizini ovuşturmaya başladı.

- Bunca sene sana nasıl katlanmışım, diye fısıldadı duyulur duyulmaz bir sesle, söylediklerinin duyulması ihtimalini düşünerek, Fincan ne diyor?, dedi yaşlı kadına sahte bir sevecenlikle. Yaşlı kadın umursamaz bir tavra bürünmüştü. Duymazdan geldi.

- Kızdın öyle mi?, dedi yaşlı adam..

- Kızmadım, dedi yaşlı kadın kaytısızca..

- Ya fincan?..

Yaşlı kadın omuz silkti elindeki boş fincanı fiskos masasına bıraktı. Bir süre sessizce oturdular oturdukları koltuklarında. 

- Bak hanım, dedi yaşlı adam pişmanlığının anlaşılacağını umarak, Ben sana dün maaş kartını bizim haylaza verme.. ben benimkiyle beraber çekerim.. iki gün daha dur, ayağım o vakte kadar iş görür hale gelir.. biliyorsun yağmur geleceği vakit böyle oluyor.. romatizma.. ne olur, maaş kartını verme, dedim mi demedim mi?

- Dedin, dedi yaşlı kadın kızarıp bozararak.

- Bak benim kartımı isteyebiliyor mu? Bana diyebiliyor mu ‘Baba ne yorulacaksın, ben alır gelirim!’ diyemez.. dedi yaşlı adam kendine büyük bir güven duyarak.

- Diyemez, dedi yaşlı kadın içini çekerek.

- Diyemez ya.. ben sana söyleyeyim.. üç ay önce de.. dedi yaşlı adam, yaşlı kadın adamın konuşmasını keserek;

- Biliyorum. dedi.

- Hayır el alemin çoluğu çocuğu bu yaştaki anasına babasına bakar bizimki bizi yolmak için türlü türlü bahaneler bulur, uydurur.. hani kazancı yerinde olmasa diyeceğim neyse.. tam bir dolandırıcı.. dedi öfkeyle yaşlı adam..

- Öyle deme, dedi yaşlı kadın ezilip büzülerek..

- Ne demeyeyim? dedi yaşlı adam.. Git başkasını dolandır lan dürzü mü diyeyim?

- Hiçbir şey deme, dedi kadın ağlamaklı bir sesle..

- Sen de bir hal var, dedi yaşlı adam, Sen üç kuruşa ağlamazsın.. sen de bir şey var.. gizleme benden.. yaşlı kadına döndü kadının iki elini elleri arasına aldı yaşlı gözlerle gözü yaşlı yaşlı kadına baktı. yaşlı kadın artık kendini tutamıyordu hıçkırıklarla ağlamaya başlamıştı. Hıçkırıkları arasında,

- Çantasını düşürmüş, diyordu yaşlı kadın, Çantasını düşürmüş..



Cemal Çalık, 18.08.2016,  Konuk Yazar, Sonsuz Ark, Öykü
Cemal Çalık Yazıları






Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı