17 Ağustos 2017 Perşembe

SA4741/KY14-MBY14: Kabala-Bilim İlişkisi; Nereye Gidiyoruz?

"Dünya düz ise bize ne faydası olacak, değilse bize ne zararı dokunacak (?)"


Son zamanlarda sıkça duyduğumuz bir teoriden bahsetmek istiyorum sizlere... 'Düz Dünya Teorisi', nâm-ı diğer 'Flat Earth' konusunda bizim de yazmak istediklerimiz var...


"Nedir bu Düz Dünya Teorisi? Neden yayılmaya başlandı?" gibi cevabı zor sorular var; ancak bu yazımızda sizlere cevap vermeye ve mu'tedil olmaya çalışacağım.


İşin dinsel/ tinsel, tarihsel ilişkilerini daha sonra yazacağım. Ben şimdilik kavramsal olarak yazmak istiyorum. Can alıcı noktası belki de burada..


Hemen konumuza gelelim. Sürekli olarak piyasada sorulan bir soru ile giriş yapalım:


"Dünya düz ise bize ne faydası olacak, değilse bize ne zararı dokunacak (?)"


Bu sorunun cevabı aslında basit;


Buradan başlayalım ... 




Ülkemizde düz dünya konusu FETÖ dergisi Sızıntı'nın 1991 kapağında yer aldı. Gözden kaçan bu ayrıntı bizlere uzun vadeli küresel planların nerelerden geldiğini de gösteriyor.

Daha sonra bu teori 'Flat Earth Society' isimli bir dernek tarafından, özellikle sosyal medya ağı kullanılarak hafiften yayılmaya başlandı. 


Peki dünyanın düz ya da yuvarlak olması bize ne katacak?

Meselenin içindeki truva atını görmeden konun anlaşılmayacağına inanıyorum..


Kabala-Yaşam Ağacı'ndan bir açıklama ile konuya başlamak istiyorum:


Kabala'da 'Sefiralar' ne demek ona bakalım :


'Sefirot', çoğul bir sözcüktür. Tekili "Sefira"dır. İbranice'de etimolojisi bakımından "safar" yükleminden türetilmiş olup, "sıralama" ya da "numaralama" anlamına gelir. Kimi kabalistik yazarlar, bu sözcüğün kökenini, "parlak ve pek güzel" anlamına gelen "safiri" sıfatına bağlamıştır. Kabala'daki kullanımında ise, sefirot, "çemberler" (daireler)  "yörüngeler" ya da " holografik alanlar" anlamına gelmektedir.


Yani sefiralar holografik alanlara da verilen isimdir...




Burada kağıt üzerine çizildiğinde düzlem/ düzlük yani 2 boyutlu olarak açıklanabilinir Kabala'ya göre;

Peki Kabala'daki küreler (dünyalar) holografik olarak 3 boyutlu değil de 2 boyutlu olanın tezahürü ise?


İşe kuantumcu bilim dünyasının diyalektikleri ile devam edelim:





27 Nisan 2015'te Viyana Teknoloji üniversitesi 'Holografik İlkeler' adı altında araştırmalar yapmıştır.




Bu üniversitenin araştırmasına göre;

İlk bakışta, bizim için evren üç boyutlu görünüyor. Fakat son yirmi yılda teorik fizikteki  teorilerden biri bu varsayıma meydan okuyor. "Holografik ilke", evrenin matematiksel bir tasvirinin aslında göründüğünden daha az bir boyut gerektirdiğini iddia eder. Üç boyutlu olarak algıladığımız şey, büyük bir kozmik ufukta iki boyutlu süreçlerin görüntüsü olabilir.


Bununla birlikte, bu üniversitenin araştırmacısı Grumiller, bir yazışma ilkesinin aynı zamanda gerçek evrenimiz için geçerli olabileceği konusunda epey bir zaman olduğundan kuşkulandı.


Bu hipotezi test etmek için egzotik anti-de-sitter alanlar gerektirmeyen yerçekimi teorileri inşa edildiğini, ancak düz bir alanda yaşadığımızı öne sürdü. Üç yıl boyunca, TU Wien'deki (Viyana'daki) ekibiyle bunu Edinburgh Üniversitesi, Harvard, IISER Pune, MIT ve Kyoto Üniversitesi işbirliği ile yürüttü. Grumiller ve Hindistan ve Japonya meslektaşları , holografik evren prensibinin düz bir evrende geçerliliğini teyit eden Physics Review Letters dergisinde bir yazı yayınladı.


Southampton Üniversitesi'nden Matematik Bilimleri Profesörü Kostas Skenderis şunu açıklıyor:


"Gördüğünüz, hissettiğiniz ve duyduğunuz her şeyin üç boyutta (ve zaman algısı) aslında düz bir iki boyutlu alandan kaynaklandığını düşünün. Üç boyutlu bir görüntünün iki boyutlu bir yüzeye, örneğin bir kredi kartındaki hologramda kodlandığı sıradan hologramların görüntüsüdür. Ancak bu kez bütün evren kodlanır!"


Holografik özelliklere bir örnek vermek gerekirse, bir sinemada bir 3D filmi izlemek gibi düşünün. Resimleri, yükseklik, genişlik ve derinlik olarak görüyoruz, aslında hepsi düz 2 boyutlu bir ekrana ait. 3 boyutlu evrenimizdeki fark, nesnelere dokunabileceğimiz ve 'projeksiyon' 'perspektifimizden' gerçek oluşudur.


Son yıllarda, teleskoplardaki ve algılama cihazlarındaki ilerlemeler, bilim adamlarının 'beyaz gürültü' veya mikrodalgalar (kısmen un-tuned TV'de gördüğünüz rastgele siyah beyaz noktalar için sorumlu) büyük miktarda veri algılamasına olanak sağladı. Bilim insanları Evren'in yaratıldığı andan itibaren var olan bu verileri kullanarak veri ve kuantum alanı teorisindeki özellikler ağı arasında karmaşık karşılaştırmalar yapabilmişlerdir.


Devam edelim;




Holografik Evrenin zaman çizelgesinin bir taslağı. Zaman soldan sağa uzanıyor. En sol, holografik fazı belirtir ve görüntü bulanıktır çünkü alan ve zaman henüz tam olarak tanımlanmamıştır. Bu safhanın sonunda (kara dalgalı alan elips ile gösterilir) Evren geometrik bir aşamaya girer, bu artık Einstein'ın denklemleri ile tanımlanabilir. Kozmik mikrodalga arka plan yaklaşık 375.000 yıl sonra yayımlandı. Üzerinde yazılı kalıplar, çok erken Evren hakkında bilgi taşır ve geç dönem evrende yıldızların ve galaksilerin yapılarının gelişimini tohumlar (en sağda) tohumlar. (Paul McFadden)


Buraya kadar şunu anlıyoruz ki;


Aslında dünya düz mü, düzse ne işimize yarar gibi soruların cevabı işte burada yatıyor.


Bilim bir şekilde Kabala fraksiyonları ile paralel gidiyor. İşte 'Düz Dünya Teorisi'nin kavramsal olarak bu şekilde ele alınması gerektiğine inanıyorum.


Yani Sufizm'de ya da Kabala'da alemin (evrenin) bir hayal olduğu ve aslında düz bir alanın 3 boyutlu yansıması olduğu inancı düz dünya teorisinin de çıkış noktası; dünyanın düz olması bunların inançlarını bizlere monte etmesinden başka bir şey değil. Yani koskocaman bir balon.


Size soru: İnandığınız dini insanlara en iyi nasıl ve hangi araçla inandırabilirsiniz bu çağda? 


Cevap: Bilim ve Teknoloji ile...


İşte asıl mesele de bu; Bilim ve Teknoloji.


Kabala'ya inanan bu sebeple evreni hayal alemi olarak gören Wachowski kardeşlerin Matrix filminde de bilim ve teknoloji kullanıldı.


NASA'nın yalanları ile uğraşan düz dünyacılar, yalandan kurtulayım derken başka yalanlara alet oluyorlar.




Mustafa Bedri Yazar, 18.08.2017, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Perdeler ve Gerçekler

Mustafa Bedri Yazar Yazıları





Sonsuz Ark'ın Notu: 'Tek Dünya Dini' için tarihsel süreç içerisinde neler olduğunu konuk yazarımız Halim Selim'in Kadim Falsifiye etiketi ile yaptığı analizlerden takip edebilirsiniz.





Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı