24 Temmuz 2017 Pazartesi

SA4634/KY61-FÖ2: Şeytânî Aklın Pakistan Serüveni; Tahir'ül Kadri ve Siyasi-Askerî Piyonlar

Sonsuz Ark'ın Notu:
Pakistan Hakkında yayınladığımız SA700/ÇY3-BŞ9: Pakistan; Gözden Çıkarılmış Ülke 28 Mayıs 2014 tarihli analizi okumanızı öneririz.19 Temmuz 2017'de ABD Başkanı Trump ile Hindistan Başbakanı Modi'nin görüştüğü gün, ABD, Keşmir'deki en önemli Pakistan yanlısı gruplardan Hizbul Mücahidin'in lideri Seyyid Selahaddin'i terör listesine ekledi



Özel Yetiştirilip Müslümanların Başına Belâ Edilen Sahte Dini(!) Liderler

Mayıs ayında İmran Han'ın Pakistan Tahriki İnsaf Partisi'ne katılan Firdevs Aşık Han, "Navaz Şerif'in yeni adresi Adiala cezaevi" demiş..

(Sonsuz Ark'ın Notu: Navaz Şerif, 15 Temmuz Darbesi ve FETÖ ile mücadelede Türkiye'ye destek veren Pakistan Başbakanı (*), Seçkin Deniz, 19.07.2017)





Pakistan'daki sokak olaylarının ardında iki isim ön plânda.. PTİ başkanı İmran Han ve sözde dini lider Tahir'ül Kadri..

(Sonsuz Ark'ın Notu: 
11 Mayıs 2013’te düzenlenen genel seçimde Navaz Şerif’in başında bulunduğu Müslim Lig-Navaz Partisi Partisi, 126 sandalye kazanarak birçok gözlemciye göre büyük bir sürpriz yaptı. Son seçimlerin öncesinde, eski kriket yıldızı İmran Han’ın kurduğu Pakistan Tehrik-i İnsaf'ın (Pakistan Adalet Hareketi) önemli bir oy oranına ulaşacağı tahmin ediliyordu. Ancak Tehrik-i İnsaf'ın sandalye sayısı 27'de kaldı. Al JazeeraTürk)




Tahir'ül Kadri 80'li yıllardan "dinler arası diyalog" forumları düzenlemeye başladı. Okullar kolejler açtı. 2005'de Kanada'ya iltica etti.

(Sonsuz Ark'ın Notu: 
 Din alimi ve Pakistan Halk Hareketi (PAT) lideri Tahir-ul Kadri, Pakistan'ı siyasi krize sürükleyen ve 14 Ağustos 2014'ten bu yana başkent İslamabad'da devam eden hükümet karşıtı gösterilerin en önemli aktörlerinden biri olarak gösteriliyor. AATahir'ül Kadri, Kanada'da uzun yıllar ikamet ettikten sonra ani bir kararla ülkesine dönerek Pakistan tarihindeki en büyük krizlerden birini tetikledi ancak milyonlarca kişinin katılacağını iddia ettiği "uzun yürüyüş" adını verdiği protestoya önemli bir katılım olmadı. Pakistan Başbakanı Navaz Şerif, genel seçimden önce böyle bir protestonun seçimi baltalamaktan başka bir işe yaramayacağını söyledi ve Kadri'nin ithal bir gündemi olduğunu savundu. AA)




Tahir'ül Kadri anlattığı ve içine Hz Peygamber'i(sav) kattığı rüyalarla etrafına insanları topladı. O anlattığı rüyalardan biri şöyle;



Kendine sahte suikast (olay yerindeki kan bir keçiye ait çıktı) düzenleten Tahir'ül Kadri 1999 darbesinde Pervez Müşerref ile birlikte hareket etti. 

(Sonsuz Ark'ın Notu: 28 Şubat 1997 darbesi'nde de FETÖ lideri Fetullah Gülen, Demirel ve askerî kanatla birlikte hareket ederek Refahyol Hükümetini yıktılar)




(Sonsuz Ark'ın Notu: General Müşerref 1999’da darbeyle yönetimi ele geçirmiş, sekiz yıldan fazla bir süre ülkeyi yönetmişti. 2008 yılında iktidarı kaybeden Müşerref, yerine gelen hükümetin kendisine yönelttiği 'görevi kötüye kullanma' suçlamasına karşı kendi isteğiyle İngiltere'ye gitmişti. Müşerref, Taliban'ın ölüm tehditlerine ve tutuklanma olasılığına rağmen dört yılı aşkın bir süre Londra ve Dubai'de yaşadıktan sonra mart ayının sonunda ülkesine dönmüştü. Al JazeeraTürk)

Bu arada geçen hafta İslamabad Terörle Mücadele Mahkemesi, İmran Han ve Tahir'ül Kadri'nin mülklerine el koyma emri çıkardı.




Sonsuz Ark'ın Notu: Pakistan Savunma Bakanlığı'nın resmi Twitter Sayfasında 15 Temmuz FETÖ darbesine karşı 15 Temmuz 2017'de Türkiye'ye verdiği destek ve mesaj:

 Pakistan Defence:
"Türkiye Müslüman dünyanın lideridir. Güçlü Türkiye kalın. #15Temmuz"




Faruk Önalan, 24.07.2017, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Suların Rengi, Analizler

Faruk Önalan Yazıları




https://twitter.com/farukonalan/status/887354724995006465




(*)

Portre: Navaz Şerif Al JazeeraTürk, 26 Şubat 2014



Şerif’in 2013'te kurduğu üçüncü hükümet, Pakistan tarihinde ilk kez iktidarın sivil hükümetler arasında el değiştirmesi niteliği taşıyor. Pakistan'ın son otuz yılına damga vuran isimler arasında yer alan usta siyasetçi, 2013 yılında üçüncü kez başbakanlık görevini üstlendi. Bu yönüyle Pakistan siyasetinde bir ilk teşkil eden Navaz Şerif, aynı zamanda ülkenin en zengin sanayicilerinden biri.

Siyasete girişi


Navaz Şerif, 1949 yılında Pakistan’ın en büyük eyaleti Pencap’ın başkenti Lahor'da dünyaya geldi. Şerif'in ticaretle uğraşan varlıklı ailesi, Keşmir kökenliydi. Liseyi Lahor’daki St. Anthony Lisesi'nde okudu. Pencap Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Üç çocuk babası olan Navaz Şerif, sanayi devi İttifak Grup’un da sahibi.


1976 yılında Pakistan’ın köklü muhafazakâr-sağ partilerinden Müslim Lig'de (Müslümanlar Birliği) politikaya atıldı. Müslim Lig içerisinde bölünmeler yaşanması sonucu 1988’de kendi adıyla anılan Müslim Lig-Navaz (ML-N) adını taşıyan partiyi kurdu.


Navaz Şerif, Pakistan’ı 1977’den 1988’e kadar yöneten General Ziya Ül-Hak’tan büyük destek gördü. Politik kariyerine onun döneminde başladı. Pencap Eyalet Hükümeti'ne Maliye Bakanı olarak atandı. Daha sonra 1985 yılında yapılan seçimlerde zafer kazanarak Pencap Eyalet Başbakanı unvanını aldı.


1 Kasım 1990’da ilk defa Pakistan Başbakanı oldu. Kabinesi, 18 Temmuz 1993'e kadar yönetimde kaldı. Daha sonra 17 Şubat 1997'de yeniden hükümet kurma hakkı elde etti. İkinci Şerif hükümeti, yaklaşık 1,5 yıl süreyle görev yapabildi. 


Pakistan'daki son askeri darbenin kurbanı


Dönemin genelkurmay başkanı Pervez Müşerref, icraatlarından rahatsız olduğu Şerif hükümetine karşı 12 Ekim 1999’da bir darbe düzenledi. Şerif’in orduyla ilişkileri, yaşadığı bazı sorunlara rağmen 1999'a gelinene kadar genelde sıcaktı. Anlaşmazlığın temelinde, ordunun 1992-94 yılları arasında Sind Eyaleti’nde yaptığı operasyonlara Şerif'in karşı çıkmasının yattığı belirtiliyor. Bu dönem, Sind Eyaleti tarihinin en kanlı ve karanlık dönemi olarak değerlendiriliyor. 


Şerif, dönemin Genelkurmay Başkanı Cihangir Keramet ile ortaya çıkan görüş ayrılığı üzerine onu ordunun başındaki görevinden almış ve yerine daha sonra kendisine karşı darbe düzenleyecek Pervez Müşerref'i getirmişti.


İkili arasında başlangıçta iyi olan ilişkiler, Pakistan ile Hindistan’ın birkaç ay boyunca çatıştığı Kargil Savaşı (Mayıs -Temmuz 1999) sırasında bozuldu. Genelkurmay Başkanı'nın kendisini yeterince bilgilendirmemesi, Şerif için bardağı taşıran son damla oldu. Müşerref'in siyaseti kontrol etmeye yönelik hamleleri karşısında onu görevden uzaklaştırmaya karar verdi. Lakin General Müşerref daha hızlı davranarak onu devirdi.


Görevden uzaklaştırılan Şerif, daha sonra yolsuzluk, adam kaçırma ve terör suçlamasıyla ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Bütün siyasal aktivitelerden men edildi. Şerif taraftarları, bu cezanın tamamen siyasi olduğunu ve gerçekleri yansıtmadığını öne sürdüler. Devrik lider, darbe hükümetinin kararıyla 2000 yılında Suudi Arabistan’a sürgüne gönderildi. Pakistan Anayasa Mahkemesi tarafından adaylığı kabul edilmesine rağmen 2002 genel seçimlerine katılmayacağını açıkladı.


Mayıs 2006'da en büyük siyasi rakibi olan Pakistan Halk Partisi (PPP) lideri ve eski Başbakan Benazir Butto ile Londra’da bir araya geldi. Şerif ve Butto, General Müşerref’e karşı ortak mücadele etme kararlılıklarını ortaya koydukları ‘Demokrasi Belgesi’ni imzaladılar.


Pakistan Anayasa Mahkemesi'nin 2007 yılında kendisi ve ailesine ülkeye giriş izni veren bir karar alması üzerine Suudi Arabistan’dan ülkesine geri döndü. Ancak ülkeye girişinden birkaç saat sonra Cidde’ye geri gönderildi. 25 Kasım 2007'de Pakistan’a nihai olarak döndü.


Muhafazakâr bir kişilik


Aldığı seküler eğitime rağmen muhafazakâr düşünceleriyle bilinen Şerif, dini ilimlerle pozitif bilimlerin bir arada okutulduğu ‘İttifak İslam Akademisi’nin kuruluşunda büyük rol oynadı.


Pakistan'ın eski Cumhurbaşkanı ve Benazir Butto'nun babası Züfikar Ali Butto'yu deviren General Ziya Ül-Hak’ın İslamizasyon politikalarını sürdürdü. İktidarda olduğu 1991'de, mevcut kanunların İslam hukukuna uygun hale getirilmesi için çalışmalar yürüttü. Fakir ve dullara yardım amacaıyla ‘Beytül Mal’ oganizasyonunu kurdu. Din İşleri Bakanlığı'na, İslamizasyon politikalarının nasıl yürütülmesi gerektiğine dair tavsiye ve rapor hazırlaması talimatı verdi.


Pakistan’ınn ilk nükleer denemesini gerçekleştirdi


Pakistan’ın ilk nükleer denemelerini 28 ve 30 Mayıs 1998 tarihlerinde gerçekleştirdi. Bu denemeler Hindistan’ın iki hafta önce yaptığı denemelere bir cevap niteliğindeydi. Bunun üzerine Batılı devletler Pakistan’a yaptıkları dış yardımı askıya aldı.


ABD ve Avrupa'nın baskılarına rağmen siyasi rakibi Benazir Butto gibi o da nükleer faaliyetler konusunda ödün vermedi. Bu olay Şerif’in popülaritesini artırdı. Ancak bu dönem Pakistan dış politikasının yaşadığı en kötü dönemlerden biri olarak gösteriliyor.


Taliban’la savaş/diyalog


Navaz Şerif son seçim kampanyasında, özellikle son on yılda ülkenin en büyük problemi haline gelen Taliban’la barış yapacağı vaadinde bulunmuştu. Seçildikten sonra bu anlamda somut adımlar atmaya başlayan Şerif’in çabaları, Taliban lideri Hakimullah Mahsud’un ABD'nin İnsansız Hava Araçları (İHA) tarafından düzenlenen bir saldırıda öldürülmesiyle zora girdi.


Olayın ardından yaptığı konuşmada isim vermeden Obama yönetimini suçlayarak öncelikle barışa bir fırsat verilmesi gerektiğini söyledi. Pakistan medyasındaki haberlere göre, bu konuda Genelkurmay Başkanı General Pervez Kayani ile görüş ayrılıkları yaşıyor. Kayani diyalogdan çok Taliban ile askeri yöntemlerle mücadele edilmesi taraftarı.


Dış politika anlayışı


ABD ile özellikle terörle mücadele konusunda sorunlar yaşıyor. Şerif, Amerikan güçleri tarafından İHA'lar ile topraklarında düzenlenen saldırıların ulusal egemenliğe darbe olduğunu düşünüyor. Bundan dolayı Ekim 2013'te gerçekleştirdiği ABD ziyaretinde, Başkan Barack Obama’dan, Amerikan İnsansız Hava Araçları (İHA) tarafından Taliban'a karşı sürdürülen saldırıların durdurulmasını istedi. Ama bu isteğine olumlu bir yanıt alamadı.


Tecrübeli siyasetçi, geçmişteki iki hükümet dönemi esnasında, ülkesinin İslam dünyası ve Avrupa ile ilişkilerini geliştirmeye önem verdi. Pakistan’ın bölgedeki geleneksel müttefiki Çin ile olan sıkı ilişkiler, onun kurduğu hükümetlerde de devam etti. Şerif, üçüncü döneminde de benzeri bir çizgi izleyeceğinin işaretlerini veriyor.


1999’da dönemin Hindistan Başbakanı Atal Bihari Vajpayi ile iki ülke arasındaki tek kara sınırı işlevi gören Lahor'daki Wagah Kapısı'nda bir araya geldi. Vajpayi ile Şerif, birlikte Lahor Deklarasyonu'nu imzaladılar.


Navaz Şerif iktidarda olduğu dönemlerde, ailesinin geldiği bölge olan Keşmir'in statüsü sorununa özel bir önem verdi. Keşmir'in Hindistan'ın kontrolü altındaki kısmının geleceği sorununu, uluslararası platformlarda gündeme taşımaya çabaladı.


Başbakanlığının ilk dönemlerinde, en çok ailesinin yaşadığı Pencap ve kökenlerinin bulunduğu Azad Keşmir bölgelerine hizmet götürmek ve diğer bölgeleri ihmal etmekle suçlandı.


Ekonomik vizyonu


Siyasi kariyeri boyunca serbest piyasa modeli ve özelleştirmeyi savunan Şerif, Pakistan ekonomisi için tek çıkar yolun hızlı büyüme olduğunu dile getirdi. Bu yöneliminde ailesinin mallarına Zülfikar Ali Butto’nun uyguladığı devletleştirme politikaları çerçevesinde el konmasının etkisi olduğu söyleniyor. Şerif ailenin malları, General Ziya Ül-Hak tarafından geri iade edildi.



Başbakanlık koltuğundaki üçüncü dönemine 4 Temmuz 2013'te Uluslararası Para Fonu (IMF) ile 5.3 milyar dolarlık anlaşma yaparak başlayan Şerif, ABD ve uluslararası güçlerle daha uyumlu çalışacağı mesajı verdi. Lakin Afganistan sınırındaki Aşiretler Bölgesi'nde Taliban güçlerine yönelik ABD'nin habersiz gerçekleştirdiği saldırılar, iki ülke arasındaki gerilimin sürmesine neden oluyor.

http://www.aljazeera.com.tr/portre/portre-navaz-serif




Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz

Seçkin Deniz Twitter Akışı