3 Temmuz 2017 Pazartesi

SA4531/KY58-GÖKA8: Psikoloji'de Affetme

"İnsanın kendisini affetmesi, başkalarını affetmesi ve Yaratıcı tarafından affedildiğini düşünmesi ile depresyon belirtileri ve intihar düşünceleri arasında negatif bir ilişki olduğu görülmüş."


Affetme konusuna psikolojide ve din psikolojisinde son zamanlarda bir ilgi artışı var (Ali Ayten; “Erdeme Dönüş: Psikoloji ve Mutluluk Yolu”, İz Yayıncılık), affetmek değişik yönleriyle ele alınıyor. Affetme, insanın kendisi için, başka kişi ve gruplar için, bir durum için söz konusu olabiliyor ama en çok başkalarına yönelik olan boyutuyla incelenmiş.

Kuşatıcı ve açıklayıcı bir affetme tanımının zor olduğunu söylüyor Ali Ayten Hoca ve üzerinde en çok durulan hususun kişinin kin ve nefret gibi olumsuz duygularını kontrol edebilmesi olduğunu belirtiyor. Müslüman düşünür İsfahani de affetmeyi, öfke gibi olumsuz duyguları kontrol edebilmek demek olan “hilm” ile ilişkilendiriyor, affetmeyi hilmin bir tezahürü olarak görüyormuş.  

İsfahani’ye göre affetme sürecinde kişinin hatasını bağışlama olan “af” ilk aşamadır. Bu aşamada nefret ve kin gibi olumsuz duygulardan vazgeçilir. İkinci aşamada aftan daha üstün bir derece olan ve cezalandırma ve kınamadan vazgeçmeyi de içeren “safh” bulunur. Son aşama olan “ğafr”da ise suçlu affedildiği ve cezalandırmadan vazgeçildiği gibi ise suç örtülür ve gizlenir.

Modern psikolojide de affetme sürecini açıklamak için bazı modeller geliştirilmiş. Bunlardan en revaçta olanı, Smedes’in öne sürdüğü “tren yolculuğu” modeli. Smedes, affetme sürecini dört istasyonlu bir tren yolculuğuna benzetmiş. 

“Birinci istasyonda uzaklaşma vardır. Kişi sevdiği ve güven duyduğu birisinden beklemediği bir davranış gördüğünde ondan uzaklaşır. İkinci istasyonda affetme yer alır. Kişi, kendisine karşı kabahat işleyenden uzaklaştığında onunla ilgili olumsuz duygu ve değerlendirmelere sahiptir. Affetme aşamasında bu olumsuz duygulardan kurtularak suçludan intikam alma eğilimini terk eder. Uzlaşma, üçüncü istasyondur. Affeden affettiği kişiyle olan ilişkilerini normalleştirmek için gayret eder. Son istasyon ise ümittir. Affetme, kişiyi geçmişin hatalarına bağlanıp kalmaktan kurtarır ve özgürleştirir.”

Affetmeyi etkileyen faktörler de psikologlar tarafından ele alınmış. Bunlardan en çok üzerinde durulanı, dindarlık. Genel olarak dindarlığın affetme sürecini destekleyen bir unsur olduğu söylense de konu sanıldığından daha karışık. Dindarlık ile tam olarak neyin kast edildiği ortaya konmadan, dinler ve din anlayışları arasındaki farklar iyice açığa kavuşturulup araştırılmadan bu karışıklık giderilemeyecek gibi görünüyor.

Araştırmalar, kadınların affetme eğilimlerinin erkeklerden, 60 yaş üzerindekilerin ise gençlerden daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Alçakgönüllülük artıkça affetme eğilimi de artarken kibir ve gurur ise tahmin edilebileceği gibi affetmeyi olumsuz yönde etkiliyor. İnsanın içinde yaşadığı toplumun değerleri de affetme sürecinde etkin. Kindarlığın desteklendiği, nefretin kolektif bir hal aldığı kültürlerde affetme süreci zorluklarla karşılaşıyor. Kabahat olarak görülen durumun aile şerefi, namus, töre gibi değerlerle ilişkilendirildiği hallerde, affetme pek gündeme gelmiyor.

Affetmenin akıl ve beden sağlığı ile ilişkilerine de bakılmış. Öfke ve dargınlık hisleri arttığında kendini kaybetme, şiddete eğilim, alkol ve madde kullanma ihtimalinin de arttığı, pozitif insan ilişkisi kurma yeteneğinin zayıfladığı bulunmuş. Affetmenin öfke gibi olumsuz duyguları ve onların fizik belirtilerini azaltmasının yanında kalp-damar sağlığına da iyi geldiği tespit edilmiş. 

İnsanın kendisini affetmesi, başkalarını affetmesi ve Yaratıcı tarafından affedildiğini düşünmesi ile depresyon belirtileri ve intihar düşünceleri arasında negatif bir ilişki olduğu görülmüş. Affetme eğilimi yüksek olanların hayat memnuniyetlerinin ve mutluluk düzeylerinin daha yüksek olduğu gösterilmiş. Affetmenin insanın hayatta karşılaştığı zorlukların üstesinden gelmede müspet katkı yapan bir baş etme etkinliği olduğu kanaatine varılmış.

“Affetmek, şöminenin üzerindeki antika vazo, zevkli insanların hayran olduğu sevimli bir yadigâr gibi durur. Ancak ona hayran olanlar bile onu alıp günlük yaşamda kullanmaz” diyor bir psikolog. Araştırmalarda sağlığa ve insanlar arasındaki iletişime büyük katkıları bulunan böyle bir erdemi insanların nasıl olup da gündelik hayatlarında çok kullanmamalarına şaşırıyor, kendince sitem ediyor.

Şüphesiz psikoloğumuzun sitemi, affetmeyi teşvik etme konusunda pek bir işe yaramaz ama modern psikolojinin yaşadığı açmazı bize açıklayabilir. Maalesef erdemler psikolojimiz üzerinde böylesine müspet bir etkiye sahipken modern psikoloji tarafından çokça araştırılıp teşvik edilmiyor. Ampirik araştırma ve analizlere mutlaka toplum ruh sağlığı alanında erdemlerin desteklenmesi de eklenmek zorunda.


Erol Göka, Prof. Dr, 03.07.2017, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Uzaklardaki İnsan,

Erol Göka Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: Erol Göka Beyefendi'ye, birey ve toplum sağlığı açısından çağın sorunlarına  'iyi' geleceğini düşündüğümüz değerli yazılarını bizimle paylaştığı için teşekkür ediyoruz. Seçkin Deniz, 05.06.2017



İlk Yayınlandığı Yer; Yeni Şafak





Sonsuz Ark'tan


  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı