15 Haziran 2017 Perşembe

SA4463/KY35-YTK192: Körfez ve Deprem

"Gazze’de kitabını mum ışığında okuyan çocukla İzmir’de artçı depremi çok da umursamayan kedi de bütün bu “büyük planlar”ın umursamaz ve belki en önemli parçaları olarak yeryüzündeki yerlerini tutmaya devam edecek."


İftar sohbetlerinin konusunun iki Müslüman ülkenin muhtemel savaşı, gerilimi olması çok akla gelecek şey değil ama şöyle düşününce peş peşe tam sekiz Ramazan’ı İran ve Irak’ın birbirini bombaladığı, yüzbinlerce gencinin cephelerde karşılıklı öldüğü bir dünyayı hatırlamak zor olmuyor.

Kağıt üzerinde itiraz ettiğimiz, ilk sorulduğunda “Olur mu canım hiç öyle?” diye refleks halinde verdiğimiz yanıtların kısa sürede itirazlarımızı boşa çıkardığına kaç defa şahit olduk, yine oluruz, yine olacağız belli ki.

Yeni Şafak gazetesinin başkentteki iftarında da Ankaralı yazarlar gazete ve televizyon çalışanlarıyla buluşmuştu. Oruç açıldıktan hemen sonra çay (ve tabii ki içenler için sigara) molasına geçildiğinde de gündem ağırlıkla Katar kriziydi. Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül, yazarlardan Yasin Aktay, Aydın Ünal, Erol Göka, Mehmet Acet ile Ankara Haber Müdürü Hüseyin Likoğlu ve TvNet Haber Müdürü Ahmet Albuz’la beraber ayaküstü ne olup bittiğini, ne olabileceğini konuşmaya çalıştık.

Özellikle Aktay’ın bu taze konu için söyleyeceklerini merak ediyorduk. Henüz gazetede bu konuda üst üste yazacağı o iki yazı çıkmamıştı ama genel çerçevede bize görüşlerini o akşam aktardı. 

Hepimiz yazarları olduğumuz için ne düşündüğümüzü yazdıklarımızdan biliyorsunuz zaten.

Nihayetinde ne süre yetti ne çay… bayramdan sonra da buluşmak için sözleştik.

Çünkü bu meselelerin bayramdan sonra da süreceği belliydi…

Bütün bu uğraşımıza rağmen yine de hâlâ tam olarak ne olduğunu daha neler olabileceğini; niçin olduğunu, daha nerelere yayılabileceğini kestirmek kolay değil.

Katar’la girişilen bilek güreşi burada mı kalacak, yeni ve daha sert hamleler mi gelecek… bu soruya cevap verilebilecek bir netlik henüz yok.

Zaten tek tek ülkeler, olaylar üzerinden çözümleme yapmanın uzun zamandır anlamlı olmadığı ortada. Toplamda değişen bir şeyler ya da değişme çatışması yaşanıyor olmalı ki bu konuştuğumuz örnekler yaşanıyor olmalı.

En genelinde ne tür bir değişimden bahsedilebilir?

ABD’nin bir numaralı ve kesin üstünlüğüne dayalı küresel güç niteliğini kaybetmeye başlamasının yansımaları mı; ABD’nin bu güç kaybını durdurmak ya da azaltmak/geciktirmek için hamleleri mi yoksa aksine gücünü pekiştirme girişimleri mi meselâ son Körfez Krizi’nin yaşam alanı bulabilmesinin nedenleri?

Bilmiyoruz…

Bizi ne kadar etkiler, başka hangi ülkelere sıçrayabilir… onu da kestirmek zor.

Ama dünyanın alıştığımız, bildiğimiz dünyadan hızla uzaklaştığını görebiliyoruz. Başka bir düzen kurulmaya çalışıyor. Kolay mı? Değil…

Böyle devam etmek ne kadar zorsa yenisini kurmak da o kadar zor aslında.

Bi anda AB’nin Almanya-Fransa’dan oluşan bir ikili yapıya inmesi, İngiltere’nin yeniden AB’ye dönme ihtimalinden daha güçlü değil. Veya Rusya-Çin hattına güvenerek yapılacak hamlelerin ömrünün kurulmak istenen yeni yapıya kadar yeteceği çok su götürür.

Büyük planlar, tasarımlar, kurgular, tarihten bu yana bütün benzer dönemlerin karşılaştırmalı analizlerine dayalı devasa çıkarımlar yapılmaya devam edilecek. Bu girişimlerden kurtulmak imkânsız ama hayat devam edecek işte. İsrail niye Gazze’nin elektriğini daha da kısacak, karanlıkta kalsınlar diye uğraşacak bilmiyoruz ama bu ve benzerleri olacak işte.

Tam o sırada Ege Denizi’nde İstanbulluların yüreğini ağzına getiren bir deprem olacak ama asıl şiddetli hissin İzmir’de olduğunu anlayacağız biraz sonra.

Medya ve sosyal medyaya kalsa aslında İzmir’i şöyle bir iyice silkeleyip bırakan burnunun dibindeki deprem İstanbul’da yaşanmış olacaktı…

Bunlar da olacak elbet… Ege’de İzmir Körfezi’ndeki depremden Ortadoğu’yu sarsan, hedefinde şimdilik Katar görünen Körfez Krizi’ne hayat sürecek.

Gazze’de kitabını mum ışığında okuyan çocukla İzmir’de artçı depremi çok da umursamayan kedi de bütün bu “büyük planlar”ın umursamaz ve belki en önemli parçaları olarak yeryüzündeki yerlerini tutmaya devam edecek.


Yaşar Taşkın Koç, 15.06.2017, Sonsuz Ark, Konuk Yazar
Yaşar Taşkın Koç Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: Yaşar Taşkın Koç Beyefendi'nin yazılarının yayınlanması için onayı alınmıştır. Seçkin Deniz, 16.07.2015


İlk yayınladığı yer: Yeni Şafak




Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı