27 Nisan 2017 Perşembe

SA4257/KY49-İTIĞLI45: Güney Afrika’daki Son Osmanlı

"Hişam Efendi hiçbir zaman bir Osmanlı torunu olduğunu unutmayan, daima Osmanlının sağladığı barış ve huzur ortamını kendi vatanında da sağlamak isteyen bir mücadele ve tefekkür adamı."


Birkaç gün önce Güney Afrika ziyaretimde yakın dostum Halim Gençoğlu ile Cape Town’da sohbet etme imkanı buldum. Halim Gençoğlu Cape Town Üniversitesi’nde akademik çalışmalarını yürüten genç bir tarihçi. Bir süre önce Tezkire Yayınları tarafından “Güney Afrika’da Osmanlı İzleri” adlı kitabı yayınlanmış, fakat çok istememe rağmen bir türlü bu kitabı elde edememiştim. Halim Hoca sohbet sırasında kitabını imzalayarak bana takdim etti.

Cape Town’dan Addis Ababa’ya uzanan uçak yolculuğumda kitabı okuma imkanı buldum. Eser, yazarın akademik çalışmalarının bir sonucu olarak ortaya çıkmışsa da kitabı okurken bir sohbet üslubu içerisinde yazıldığını fark ediyorsunuz. Bu özgün eser sahasında ilk eserlerden biri. 

Daha önce Serhat Orakçı ve Selim Argun’un yaptığı akademik çalışmalarıyla tanıdığımız Güney Afrika’da Osmanlı izleri bu eserde Sultan Abdülaziz döneminde Cape Town’a gönderilen bilge mütefekkir bir devlet ve ilim adamı olan Ebubekir Efendi’den yola çıkılarak hazırlanmış.

Cape Town’da kaldığım yıllar boyunca Ebubekir Efendi üzerine bir belgesel çekebilme hevesim vardı. Fakat bu isteğimi bir türlü gerçekleştiremedim. Aslında böyle bir çalışmanın benim açımdan hep eksik olacağı için korktuğumu söyleyebilirim. Fakat bu kitap o yıllarda elimde olsaydı bu projeyi gerçekleştirmekte tereddüt etmezdim.

Ebubekir Efendi ve kitap hakkında söylenecek çok şeyler var. Yalnız benim dikkat çekmek istediğim husus bugün Ebubekir Efendi’nin yaşayan en yaşlı torunlarından bir bakıma ailenin de temsilcisi sayabileceğimiz Nimetullah Hişam Efendi’yi tanıtabilmek. Halim Gençoğlu’nun bu eserinde Hişam Efendi ile yapılan uzun bir röportaj var. Bu röportaj binlerce kilometre uzaklıktaki bir toprak parçasında hala Osmanlı izlerinin devam ettiğinin göstergesi.

Hişam Efendi, Güney Afrika’daki  “Son Osmalı”dır. 1944’de Cape Town’da Ebubekir Efendi’nin dördüncü kuşaktan torunu olarak dünyaya gelen Hişam Efendi apartheid yani Güney Afrika ırkçı rejiminin baskılarını yaşamış bir insan. Afrikaaner diye anılan beyazlar yönetime gelince Efendi ailesinin diğer fertleri gibi Hişam Efendi’nin ailesi de beyazların yaşadıkları yerlerdeki evlerinden çıkartılınca çocukluğu doğduğu yerde değil, şehrin banliyölerinde geçmiş. 

O zamanki Türkiye yönetimi ırkçı rejime destek vermesine rağmen Hişam Efendi ve ailesi Müslüman oldukları için ikinci sınıf vatandaş kabul edilmiş. Hişam Efendi beyaz tenli, sarışın, mavi gözlü birisi olmasına rağmen Müslüman ve Türk olduğu için beyaz kabul edilmemiş ve ikinci sınıf bir vatandaş olarak muamele görmüş.

Hişam Efendi gençlik döneminde apartheide karşı mücadele veren isimlerden biri. Mandela’nın hapisten kurtarılması için birçok gösteriye katılmış bir eylem insanı olduğu kadar, eğitim üzerine de çalışmalarda bulunmuş bir entelektüel kişiliğe sahip. Yıllar sonra Mandela tarafından yaptığı çalışmalardan dolayı hizmet plaketi verilmiş bir isim Hişam Efendi.

Apartheid yönetim, aslında deri rengi ve milliyetlere göre insanları tasnif ediyordu. Efendi ailesi beyaz tenli olmalarına rağmen melez yani ikinci sınıf vatandaş olarak tasnif edilmişti. Oysaki melez olarak Koisan yerlileri ve Malaylar kabul edilmekteydi. Bu yüzden Efendi ailesinden bir grup kendilerini beyazların kategorisinden göstermek için isimlerini Hristiyan isimlerine çevirmişlerdi. Bir süre sonra da bu Efendiler İslam’dan uzaklaşarak Hristiyanlığı kabul ettiler.

Melezler ve siyahlar beyazların haklarına sahip değillerdir. Onların okuduğu okullara gidemezler, trende veya otobüslerde ancak kendilerine ayrılan yerlerde yolculuk edebilirlerdi. Hatta beyazların alışveriş yaptığı marketlere bile melez ve siyahların girmesi yasaktı. Melez ve siyahlar beyazların yaşadığı yerlerde yaşayamaz, onların yürüdüğü sokaklarda yürüyemez, sahillerde denize giremezlerdi.

Efendi ailesinin çoğunluğu apartheid rejime karşı mücadele etmiş sembol isimlerden oluşuyor. İşte Hişam Efendi de onlardan biri. Hişam Efendi hiçbir zaman bir Osmanlı torunu olduğunu unutmayan, daima Osmanlının sağladığı barış ve huzur ortamını kendi vatanında da sağlamak isteyen bir mücadele ve tefekkür adamı.

Fakat memleket hasreti dedelerinin doğduğu topraklarda yaşamak Efendi ailesi gibi Hişam Efendi’nin de en büyük sevdası olmuş. Ebubekir Efendi’nin Güney Afrika’ya hizmetlerine rağmen ırkçı apartheid yönetimi Efendi ailesini hep suçlu ve kirli insanlar olarak görmüş. Bu hizmetlerin akıbeti bu mu olmalıydı?

Bu mezalimden kurtulmak için Efendi ailesi Türkiye’ye göçmek için bir otobüs alırlar. Fakat apartheid dönemde yalnız özgürlükleri değil, malları ve mülkleri de alındığı için masrafın altından kalkamayıp hedeflerini gerçekleştiremediler.

Apartheid yönetimde Mandela içeride hapis hayatı yaşarken dışarıda da Efendi ailesi bir bakıma aynı hapis hayatını yaşamaktaydı. Fakat Mandela hapisten çıkınca siyahlar yönetimi ele geçirdi ve Efendi ailesi başta olmak üzere melezlere, Müslümanlara karşı ayrımcı politikalarını devam ettirdiler. Çünkü onlar beyazlar döneminde beyaz kabul edilmedikleri, siyahlar döneminde ise siyah kabul edilmedikleri için haklardan mahrum kaldılar. 

Her zaman Hişam Efendi, Ahmet Kassım, İmam Abdullah gibi aktivist Müslümanlar Mandela’yı desteklemesine rağmen, yeni siyah yönetim onlara sahip çıkmayıp kaderleriyle baş başa bıraktı.

Hişam Efendi ve ailesi hala dimdik ayakta. Geriye değil hep ileriye bakmakta. Yıllar önce Osmanlı topraklarından gelip Signal Hill’deki Müslüman mezarlığında yatan dede Ebubekir Efendi’nin geleneğini sürdürme peşinde. Gordon Bay’daki evinin her karesinde Osmanlı ve Ebubekir Efendi’nin izleri var. Genç tarihçi Halim Gençoğlu da Osmanlının son Güney Afrika’daki yadigârı Hişam Efendi ve ailesini yazıları ile Türk okuyucusuna duyurmaya çalışmakta.

Kitapta yer alan Hişam Efendi’nin sözleri ile bitirmekte fayda var. Çünkü Hişam Efendi kendini hala bir Osmanlı olarak görüyor ve Osmanlı izlerini Güney Afrika’da ifade etmek için büyük bir çaba harcıyor:

“Büyük dedem Ebubekir Efendi Osmanlı alimidir. Osmanlı Devleti yıkıldı ve Türkiye toprakları üzerinde Cumhuriyet kuruldu, lakin biz halen Osmanlıyız zira dedemizi Ümit Burnu’na Osmanlı gönderdi ve Osmanlı Devleti’ni temsilen dedem hayatının sonuna kadar Güney Afrika’da kaldı. Biz burada Osmanlı olarak kalan Osmanlılarız”


İbrahim Tığlı, 27.04.2017, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Afrika'dan
İbrahim Tığlı Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: İbrahim Tığlı Beyefendi'den yazılarının yayınlanması için onay alınmıştır. Seçkin Deniz, 23.06.2016



Yazının İlk Yayınlandığı Yer: Gerçek Hayat




Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı