1 Nisan 2017 Cumartesi

SA4163/KY14-MBY6: Uyanış; Aydınlanma'dan Kaçan Mağara Arkadaşları

"Ayette platonun tüm doktrinlerini yani "uyanış" , "aydınlanma" gibi şeyleri reddeden cevaplar var." 


Evet arkadaşlar; bugün de kompleks (karışık) bir konu ile daha karşınızdayım. Bilgilerin kolayca manipüle edildiği dünyamızda üzülerek söyleyebilirim ki, kavram kargaşası üretilen ve üstüne çok yorum yapılan ve kaynağı belirsiz rivayet edilen konular var. İşte bunlardan bir tanesi 'Kehf Suresi'. Kehf Suresi adı üzerinde 'Mağara Suresi'dir. 

Mağara arkadaşları olarak geçen Ashab-ı Kehf her zaman sır dolu olmuştur. Ashab-ı Kehf  Kehf Suresi'nde geçmektedir. Perspektif olarak konuyu iki düzenekte ele alacağım. 


*Birincisi ayetler

*Diğeri ise masonlukta fikir babaları olarak bilinen Farmason (kavramsal) Platon


Öncelikle uyanış ne demek ona bakalım; 


Uyanış sözcüğü sözcük anlamıyla, bilindiği gibi, uyku halinden uyanıklık haline geçişi belirtir. Uyanışın belirgin özellikleri, gözleri kapalı durumdaki, bilinci yerinde olmayan kişinin bilincinin yerine gelmesi ve gözlerini açmasıdır.


Bir de buna Güneş-Pagan Kültü/ Hagia Sophia /Kabalist ve bunun gibi kültlerde nasıl bakıldığını söyleyelim; 


Uyanış terimi ezoterizmde, doğu dinlerinde ve mistisizmde de kullanıldığı gibi, daha derin bir anlamı ifade etmek üzere kullanılır. Bu tradisyonlarda uyanış, “spiritüel aydınlanma” denilen şuurlanma haline ulaşmış kimsenin geçirmiş olduğu realite değişimini ve bu değişim sırasında edinmiş olduğu idraklenme halini belirtir. 


Bu anlamdaki uyanışın Sanskrit dilindeki karşılığı “bodhi”dir. “Uyanmış” ve “Dünya Okulu”nu bitirmiş olanlara Sanskrit dilinde "bodhisattva", Tibet dilinde "cang çup sempa" denir. Bu hale erişenlerin niçin bu terimle ifade edildiği şöyle açıklanır: 


Önceleri avam-ı beşer’i (inisiye olmayanlar) oluşturan diğer insanlar gibi birçok hakikatin farkında olmayan, pek çok şeyi idrak etmeden yaşayan ve bu yüzden “uyuyanlar”dan biri sayılan kişi, “spiritüel aydınlanma” (enlightment, illumination) sürecinin sonunda bazı hakikatleri öyle idrak eder ve görme, kavrama, anlama ve bilme bakımından öyle nitelikler kazanır ki, bu halini “uyanma” sözcüğünden başka niteleyebilecek bir sözcük yoktur.


Uyanış, inisiyasyonlardaki süreç açısından üçüncü doğuş olarak ifade edilir. Bu düzeye erişmiş olanlara çeşitli kültürlerde, “iki kez doğmuş olanlar” (dwija), "uyanmış olanlar" (buddha) Göğün Oğulları, Güneş’in Oğulları, Işığın Oğulları, Doğan Ra Yıldızının Oğulları, gibi çeşitli adlar verilmiştir. 


Bu düzeye erişme farklı tradisyonlarda, "kendini bilmek", "Graal kupası'nı bulmak", ölümsüzlük içkisini içerek ölümsüzlüğe kavuşmak, Simurg kuşu, kayıp sevgiliye kavuşmak, kayıp cennete kavuşmak, Pamuk Prenses, Alaaddin'in sihirli lambasını elde etmek vb. farklı sembollerle simgelenmiştir.


Tabi tüm bu kavramlar masonik ve kabalitik. Yani Tevhid Dini Hak Din olan İslam dışındaki tüm inançları araştırırsanız bu "aydınlanma", "nirvana", "adam kadmon", "insanı kamil" gibi saçma sapan şeylere varırsınız. 


Bunları ileride daha ileri seviyede anlatacağım. Allah şaşırtmasın, ancak konumuza kaldığımız yerden devam edelim. 


Konumuz Mağara idi. Bu Mağara platonun meşhur "mağara metaforu" anlatılmadan olur muydu? 


Zaten asıl konumuz bu. 








Platon “Devlet” adlı eserinde “uyanmış” kişi ile “uyuyan” kişi arasındaki farkı "mağaradan çıkış" sembolizmiyle şöyle açıklamıştır: 

"Derin bir mağaranın dibinde, çocukluklarından beri ayak ve boyunlarından zincirlenmiş halde insanlar yaşamaktadır. Bunlar “uyuyanlar” sayılan kimselerdir. Mağara'nın girişine sırtları dönük olarak zincirlenmiş olan bu insanlara ışık arkalarından geldiğinden ve zincirlenmiş boyunlarını çeviremediklerinden ışığı doğrudan görememektedirler. Yalnızca önlerine bakabilmekte ve ancak ışığın duvara yansıttığı kukla türünde gölgeler görebilmektedirler. Gün ışığına çıkmadıkça “hakikatler”i göremeyecek olan bu kimseler, ancak objelerin mağara duvarına yansıyan gölgelerini görebilmekte ve bu gölgelere bakarak, o objeler hakkında yalan yanlış birtakım yorumlarda bulunmaktadır. Hakikatleri görebilmek ancak zincirlerden kurtularak mağaradan gün ışığına çıkmakla olanaklıdır. Kısaca, “uyanış” mağaranın dışına çıkıştır; uyanabilmiş olanlar mağaranın dışında, gün ışığı altında objeleri hakikatte oldukları görmektedirler"


Burada söylenmek istenen şu anda yaşadığımız dünyada belli inisiyelere (istikamet-seyrü süluk ) erememiş kişiler birer uykudadır. 


Bu konu Matrix 'de oldukça iyi işlenmiş ve yaşadığımız alemin hayal alemi olduğu gerçek alemin "uyanış" ya da "aydınlanma" ile gerçekleştiği anlatılmakta idi. 


Şu ana kadar bu kavramları neden anlattığıma gelelim; 


Kehf Suresi'nde, Ashab-ı Kehf yani Mağara Arkadaşları vardır. Evet arkadaşlar, konumuz burada başlıyor. 


Birkaç genç dönemin pagan akımına karşı çıkıyor. Bu gençler "mümin", onların hangi kavme ait oldukları ya da kimler oldukları bilinmiyor. Sayıları bilinmiyor. Bu gençler Platon 'un "aydınlanma" dediği şeyi kabul etmiyor. 


Gerisi ayetlerde;





Kehf Suresi'nin 16. ayeti olan bu ayette deniyor ki; 

“Mademki onları ve onların Allah'tan başka taptıkları putları terk ettiniz, haydi öyleyse mağaraya çekilin ki Rabbiniz rahmetini üzerinize yaysın, işinizde size kolaylık ve fayda ihsan etsin." 


Bakın burada incelik var. Platona göre mağara ya girmek acziyet belirtisi iken ayette bir kurtuluş. Çünkü mağara "aydınlığa" erememenin metaforu. 





17. ayette ise Ashab-ı Kehf mağaraya gelen ışıkları makaslamasından ve Güneş'e sırtına dayamasından bahsediyor. Halbuki platona göre ; 

"Derin bir mağaranın dibinde, çocukluklarından beri ayak ve boyunlarından zincirlenmiş halde insanlar yaşamaktadır. Bunlar “uyuyanlar” sayılan kimselerdir. Mağaranın girişine sırtları dönük olarak zincirlenmiş olan bu insanlara ışık arkalarından geldiğinden ve zincirlenmiş boyunlarını çeviremediklerinden ışığı doğrudan görememektedirler. Yalnızca önlerine bakabilmekte ve ancak ışığın duvara yansıttığı kukla türünde gölgeler görebilmektedirler. Gün ışığına çıkmadıkça “hakikatler”i göremeyecek olan bu kimseler, ancak objelerin mağara duvarına yansıyan gölgelerini görebilmekte ve bu gölgelere bakarak, o objeler hakkında yalan yanlış birtakım yorumlarda bulunmaktadır. Hakikatleri görebilmek ancak zincirlerden kurtularak mağaradan gün ışığına çıkmakla olanaklıdır. Kısaca, “uyanış” mağaranın dışına çıkıştır; uyanabilmiş olanlar mağaranın dışında, gün ışığı altında objeleri hakikatte oldukları görmektedirler."


Yani ayette platonun tüm doktrinlerini yani "uyanış" , "aydınlanma" gibi şeyleri reddeden cevaplar var. 


Kehf Suresi'nde onları 300 sene uyuttuk ve üstüne 9 daha ekledik der. Bu 9 nedir bilinmez. Ancak uyanmaları vardır. 


Bu uyanmaya gelince;





Ayette "Biz onları uyandırdık ve çıkmaları gereken yerden çıkardık" diyor. Ancak çıktıklarında ise hala yaşadıkları dünya paganizm vs şeylerle dolu. Ancak farmason platona göre, mağaradan çıkma "uyanış" bir '"aydınlanma". Ayete göre durum hiç de böyle değil. 

Uzun lafın kısası Platon'un 'Mağara' metaforuna göre, "Devlet" isimli eserinde anlattığı gibi "saklanmış" ve devletler yönetimde olması gereken birer "aydınlanmış" yani "adam kadmon" olmuş kişiler tarafından yönetilmeldir. Yani paralel yapılar. 


Ancak Kehf Suresi'ndeki ayetler bunun tam tersi olması gerektiğini söylüyor. Yani karşı çıkılıyor. İşin aksi tarafı da bu. Çünkü bugün inisiye edilmişlerin kurduğu şeytani düzen bu "Mağara" metaforu ile başlıyor. 


Tabi anlayana...




Mustafa Bedri Yazar, 01.04.2017, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Perdeler ve Gerçekler

Mustafa Bedri Yazar Yazıları






Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı