14 Mayıs 2016 Cumartesi

SA2898/KY27-ŞT43: Bir Şehre Küsmek

"Düşünmek gerekir… Küsmek, sonucunda kesinlikle 'gitmek' ve 'dönmemek' olgularının yer aldığı bir eylemdir… Öncelikle bütün vebali ve günahı da küsenin üzerindedir."


Bir şehirde doğan herhangi bir kişi, olur ya, bir gün doğduğu şehre küser ve bu eylemini beyan ederse ne olur?... Kısaca ve basit bir biçimde söylemek gerekirse; bir şehirde doğan o herhangi kişi, doğduğu şehre küsmüş olduğunu beyan etmiş olur…

'Küsme' eyleminin başlatıcısı ve öznesi olarak küsen kişinin kendisini ilgilendiren bir husustur…Haklı ya da haksız kimse karışamaz…İstediği zaman ve istediği biçimde küser ve çıkıp bu eylemini beyan eder… 

Bununla beraber küsen kişi her kim olursa olsun, kişi kendi bildiğince küser ve onun bu eylemi de şehrin ona vermiş yada vermemiş olduğu değer bakımından kişide başlayan ancak şehirde anlamını bulan ya da bulamayan bir 'önem' derecesine işaret eder ki, bir tarafında tamamen küsen kişinin duygusal parametreleriyle şekillenen, diğer tarafında ise bütünüyle şehri ilgilendiren 'memleket' ya da 'vatan' a dair kriterlerle anlam kazanan bir başka 'önem' söz konusu olur ki, bu önem çerçevesinde de kim hangi açıdan ve ne kadar önemli olduğunu iddia ederek küsmüş olursa olsun, taşıdığı bütün önem şehrin terazisinde hissesine düşen önem payının ötesine geçemez…  

Gerisi gerek küsen kişinin ve gerekse küsülen şehrin maşeri vicdandaki 'Hak' hissesiyle ölçülecektir… Bu ölçüm neticesinde ise haklı olarak sorulacaktır… O küsen kişide dahil olmak üzere bütün küsenler (ki, hakkı baki olan gerçek küskünleri önce Allah sonra şehir bilir…) küsmemiş oldukları ve dağına bayırına övgüler düzerek kolkola gezdikleri zamanlarda sevdikleri şehre ne türden ve nasıl bir katkı sağlamışlar ve küsüşleriyle nasıl bir eksiklik bırakmışlardır?...

Düşünmek gerekir… Küsmek, sonucunda kesinlikle 'gitmek' ve 'dönmemek' olgularının yer aldığı bir eylemdir… Öncelikle bütün vebali ve günahı da küsenin üzerindedir. Küsen haklı yada haksız bir tavır koyarak arkasını döner ve gider… Küsülen şehir ise her halükarda susar ve olduğu yerde durarak zamanın olgunlaşmasını bekler ki, bu bekleyiş te ya küsene hak veren bir 'ikrar'ı ya da dağ misali bir habersizliği vurur açığa… Kimsenin kimseye 'küserse küssün' 'giderse gitsin' demeye hakkı yoktur…

Ancak böylesi küsme beyanlarının sonrasında nadirattan kişiler ve nadirattan durumlar dışında şehirlerin haksız çıktığı zamanlara pek rastlanmadığı da bilinen bir gerçektir… 

Eğer küsülen şehir haksız ise; şehir cesametinde bir nankörlük söz konusudur ki; böylesine şehir cesametinde bir nankörlüğe uğramış olan küskün kişinin de en azından uğramış olduğu nankörlük kadar büyük bir 'Adam' olması gerekir…

Yok eğer küsen haksız ise, küsme eylemini birde yaman bir beyanat haline getirerek açığa vuran 'küskün'ün kendi kendisinde vehmettiği 'önem'i yeniden gözden geçirerek gerçekçi ve ciddi bir biçimde işine bakması ve eğer o yaman küsme beyanında samimi ise hayatının hiçbir döneminde de ne o şehirden ne o şehre mensup tek bir insandan bile hiçbir şey ummaması ve beklememesi gerekir…

Şehir ve insan ilişkisi ister kişide isterse şehirde görünen tarafından incelensin meşrepten meşrebe değişen garip bir ilişkidir vesselam… Öyle ki; bir zamanlar bir ustanın güzel bir deyişle ifade ettiği gibi tarihin uzun seyri boyunca ne kendisine yapılan nede kendisinin yaptığı tek bir şeyi bile hatırından çıkarmayan bir büyük olgudur şehir...

Ve…'Şehir Asla Unutmaz'…



Şahin Torun, 14.05.2016, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Eleştiri, Kitap Notları, Kitapların Ruhu
Şahin Torun Yazıları



Sonsuz Ark'ın Notu:  Şahin Torun Beyefendi'nin çalışmalarının yayınlanması için onayı alınmıştır. Bu çalışma  2006'da yayınlanmıştır. Seçkin Deniz, 14.05.2016

Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı