6 Mayıs 2016 Cuma

SA2858/ÇY4-DB63: Graham E. Fuller'in Bir İmaj Çalışması: Papa Franciscus "Adil Savaş" Kavramını Alt Üst Ediyor

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki analiz Müslüman coğrafyada yaklaşık 40 yıl  her türlü entrika ve kışkırtı teknikleri kullanılarak müslümanlar arasında şu an milyonlarca çocuk, genç-yaşlı, kadın-erkek müslümanın işkencelerle, açlıkla, terörle, bombalarla, dikta rejimlerinin her türlü tedhiş eylemleriyle öldürülmesini sağlayan vahşi, sömürgeci Batı'nın bir temsilcisi, eski CIA Ortadoğu şefi Graham E. Fuller'in, cinsel tacizlerle onursuzlaşan, özgeçmişi işkencelerle, savaş kışkırtılarıyla dolu Vatikan'ın, Papalık Kurumu'nun yeniden itibar kazanması için yaptığı operasyonel ve ikiyüzlü bir analizdir. Bu operasyon çerçevesinde 6 Mayıs 2016'da Papa Franciscus’a Uluslararası Şarlman Ödülü (bakınız dipnot) verilmiştir.
Seçkin Deniz, 06.05.2016


Pope Francis—Overturning the Concept of “Just War”

Papa Franciscus bir silindirin üzerinde. O zaten sosyal açıdan yıkıcı bir açgözlülük içine sürüklenen batı kapitalizminin tehlikelerine dokunarak ve ekonomiye kafa yorarak batılı düşüncenin sularını bulandırmıştı. Şimdi de dikkatini daha da büyük bir kavrama – savaşın insan hayatındaki yerine- çevirdi ve “adil savaş”ı kutsadı. 

Papa’nın bu hafta Roma'da ev sahipliği yaptığı Kardinaller Meclisi, uluslararası düzen için olağanüstü önem taşımakta. O, savaş konusunda sürüncemede kalan Katolik doktrinini, özellikle  “adil savaş”ın Hristiyan konseptini revize etme sürecinde. 

Vatikan şimdi “adil savaş”ın modası geçmiş bir kavram olduğunu öyle ki modern savaştaki sivil kayıplarının çokluğu sebebiyle, herhangi bir savaşı adil olarak düşünmenin ahlaki zemine zarar verdiğini öne sürüyor. Ayrıca şiddet ve savaşın altında yatan sebepleri bertaraf etme ve dünyaya şiddetsiz eylem gücünü – yönetici elitlerin tercihlerinden ziyade insan toplumunun kendisinden gelen değerlerini-  getirme gereğini hissediyor.

Şu anda insan olgusu olarak hiç kimse savaşın herhangi bir zamanda veya çok yakında bitmesini beklemiyor. Ne yazık ki, savaş insanlık durumunun derin girintileri içinde bulunabiliyor; birçok yönden biz insanlar savaşta övünüyoruz. Ama Papa Franciscus "adil savaş" fikrinin demodeliğini dile getiriyor, zamanın elit düzeyde kavramı değiştirdiğini gösteriyor. Katolik Kilisesi gibi ahlak felsefesinin önemli bir kalesi değişmeye başladığında, bu sinyal göz ardı edilemez. 

Papa insan hayatında savaş ve barış meselesini gündeme getirme konusunda ilk değil. Filozoflar, etik uzmanları ve teologlar uzun süre bu sorunla boğuştu. “ Adil savaş teorisi” temel olarak savaşın kapsamını kısıtlamak ve belli ahlaki sınırlar koymak için bir girişimdi- insani kötülüğü tamamıyla ortadan kaldıramadı.

Etkili bir şekilde, ABD, diğer bazı demokrasilerde olduğu gibi, kendi uzak savaşlarındaki çirkin yüzünü kendi nüfusunun bilgisinden saklamaya çabalıyor; sansür (ve oto-sansür) Sovyetler Birliği'nin çöküşünden bu yana neredeyse hiç durmayan Amerikan savaşları konusunda kamu rızasını korumayı kolaylaştırıyor. 

Son derece nitelikli bir yorumcu, eski ABD Ordusu albayı ve West Point profesörü Andrew Bacevich, ABD toplumunun kendisinin, son birkaç on yılda özellikle gönüllü bir güç tarafından atanmış ve neredeyse sosyal hayattan soyutlanmış yeni bir profesyonel askeri sınıfın ortaya çıkması ile, daha militarize olarak yetiştiği konusunda yazmıştı. ABD ordusu kamu nezdinde Amerikan futbolu ve özellikle askerliğe özendiren etkili Hollywood filmleri gibi giderek yüceltiliyor. 

ABD kamu medyası Amerikan askeri saldırılarının ("şok ve dehşet") kurbanlarının ve yıkımlarının net savaş görüntülerine kalkan oluyor ve savaş gerçeklikten çıkıp büyük bir yeni on-line savaş oyunu kalitesine dönüşüyor. Demokrasiler savaşları başarıyla piyasaya pazarlamak için düşmanın toptan iblisleştirilmesini gerektirir.

Tarihsel olarak, "adil savaş" teorisi, özellikle saldırıya karşı ölçülü ve orantılı tepki olarak öngörülmüştür. Ama bugün yoğun (ve orantısız) tepki – ya da savaş çıkartmak-  doktrin alanına neredeyse girmiştir- şok ve şiddet savaş seçimleri barajımızda iş başında.

Fakat Papa Franciscus bu etik davranış argümanını Yeni Ahit’in bütün öğretilerine, ancak çağdaş gerçeklikler altında daha net bir anlayış geliştirmeye taşıyor. Halk dilinde bu "İsa ne yapardı?" anlamına geliyor. Bu ifade göründüğü kadar yüzeysel değil. Bu Hıristiyanlar (ve sadece Hristiyanlar değil) İsa'nın ahlakını bugünün dünyasında tasavvur etmeye yönelik ciddi bir davet. Hayal ürünü duygusal bir idealizm olarak değil, pratikte anlamlı ve kuvvetli ahlak anlayışı olarak.

Ve tabii ki böyle bir mesele bugün özellikle bugün-Kur'an’ın ahlaki emirlerini çevirmek için mücadele edenler dahil hem kişisel düzeyde hem de sosyal, politik ve ekonomik düzeyde Müslümanlarla da alakalı. "Muhammed ne yapardı?", "İsa ne yapardı?" kadar cevap gerektiren bir soru. Sözde "İslam Devleti" gerçekten İslamın ahlaki emirlerini temsil ediyor mu? Haçlıların Hıristiyanlığı temsil ettiğinden daha mı fazla? Değilse, İslam çağdaş ve yeni etik bağlamda nasıl yorumlanabilir? Aslında, bütün dinlerin dini öğretilerinin çağdaşlıkla ilgisi nedir? Çünkü beğenin ya beğenmeyin dinler küresel vatandaşların etik düşüncelerinde büyük bir etkiye sahip olmaya devam edecek. Ve din anlayışı sürekli zamanla gelişir. 

Tabi ki, savaş ahlakı düşüncesi tamamıyla dini geleneklerden kaynaklanmıyor. Küresel Katolikliğin güçlü dini kurumu yeni radikal tarzda konuştuğunda dini olmayan düşünce üzerinde etki yapabilir ve yapacaktır. Cumhurbaşkanı Abraham Lincoln’ün Amerikan İç Savaşı'nda her iki tarafın istekleri üzerine yaptığı ikinci açılış konuşmasındaki kelimeleri hatırlayabiliriz: 

"Her iki taraf da aynı İncil’i okuyor ve aynı Tanrı'ya dua ediyor ve birbirlerine karşı onun yardımı için yakarıyorlar ... İki tarafın da duaları kabul edilememiştir. Duaların hiç birine cevap gelmedi."

Küresel sorunlara bir çözüm olarak savaşa geri dönüşü zorlaştıran bu yeni yükselen düşünceyi nasıl hoş karşılamayız? Bu özellikle küresel krizlere verilen ilk tepkinin – bazılarının “pısırıklık” olarak kabul ettiği- diplomasiden ziyade askeri çözümler olduğu  ABD’de daha da önem arz ediyor. Ve Avrupa Birliği de, - bazen Avrupa’nın dışına da ihraç edilen iğrenç Avrupa Savaşları yıllarından sonra-  -AB üye devletleri savaşları artık "düşünülemez". 

Bu prensip şimdiye kadar kurucu AB üyesi devletler arasında önemli bir başarı olarak muhafaza edildi. Burada da en azından Avrupa'da savaşın kullanımına karşı yeni bir ahlaki duruşun temelleri var.

Dünyanın umutsuzca herhangi bir din lehine savaşa bir gerekçe olarak dinin gücünü daha fazla çağırma ile arasına mesafe koyması gerekiyor. Dünya gerçekten Katolik doktrininin - sadece Katolizm değil bütün dinlerin getireceği bu büyük değişimin uzun menzilli etkisini izleyecek. 

Papa savaş kampından barış kampına önemli bir etik çözüm - ya da güncel bir deyişle "çatışma yönetimi- çıkarmıştır. Tanrının izniyle devam etsin.

Graham E. Fuller, 12 Nisan 2016
Graham Fuller eski bir üst düzey CIA yetkilisi, İslam dünyasına dair çok sayıda kitabın yazarıdır; en son kitabı "Bozulan İnanç: Bir casusluk romanı ve Pakistan’daki Bir Amerikalı'nın İnanç Buhranı" dır.
                                                           
Derya Beyaz, 06.05.2016, Sonsuz Ark, Çırak-Çevirmen Yazar, Çeviri
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı